Müsriklerden kendileriyle anlasma imzaladiklariniza Allah ve Rasulü tarafindan iliskilerin kesildigine dair bir uyari ve notadir!
Bundan böyle yeryüzünde dört ay rahat dolasin. Ve bilin ki Allah’i aciz birakacak degilsiniz. Gerçekten Al-lah, kâfirleri hor ve asagilik kilicidir.
Ve büyük hacc günü, Allah ve Rasulünden insanlara Allah ve Rasulünün, müsriklerden kesin olarak uzak ol-duklarina dair bir ilandir. Eger tevbe ederseniz bu sizin için daha hayirlidir. Yok eger yüz çevirirseniz, bilin ki Allah’i elbette aciz birakacak degilsiniz. Küfürlerinde bilinçli olarak israr edenleri can yakici bir azapla müj-dele.
Anlasma imzaladiginiz müsriklerden sonra size karsi bir eksiklik yapmamis, aleyhinizde kimseye yardim et-memis olanlar müstesnadir. O halde onlarin anlasmala-rini, süreleri bitinceye kadar tamamlayin. Süphesiz Al-lah muttakileri sever.
O haram aylar çikinca artik müsrikleri buldugunuz yerde öldürün, onlari tutuklayin, onlari kusatin ve onla-rin bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eger tevbe edip namaz kilar ve zekât verirlerse, yollarini serbest birakin. Gerçekten Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Eger müsriklerden biri, senden eman isterse, ona eman ver; öyle ki Allah’in sözünü dinlemis olsun. Sonra onu güvenlik içinde olacagi yere ulastir. Bu, onlarin elbette bilmeyen bir topluluk olmalari nedeniyledir.
Mescid-i Haram yaninda kendileriyle anlastiklariniz disinda, müsriklerin Allah katinda ve Rasulü yaninda nasil bir ahdi olabilir? O halde onlar size karsi dogru davrandiklari sürece siz de onlara dogrulukla davranin. Süphesiz ki Allah muttakileri sever.
Nasil olabilir ki!.. Size karsi üstünlük saglarlarsa, hakkinizda hiçbir yemin ve hiçbir ahid gözetmezler. Dilleriyle sizi hosnut etmeye çalisirlar. Kalpleri ise is-teksizdir. Onlarin çogu fasik kimselerdir.
Allah’in ayetlerine karsilik az bir degeri satin aldilar. Böylece O’nun yolundan alikoydular. Onlarin yapmak-ta olduklari gerçekten ne kötüdür!
Onlar hiç bir mü’min hakkinda hiç bir yemin ve hiç bir ahid gözetmezler. Iste onlar haddi asanlarin ta ken-dileridir.
Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekât verirlerse, ar-tik dinde kardeslerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetle-ri böyle uzun uzadiya açiklariz.
Eger antlasmalarindan sonra, yine yeminlerini bo-zarlarsa ve dininize dil uzatirlarsa, bu durumda küfrün önderlerini hemen öldürün. Çünkü onlarin yeminleri yoktur. Olur ki vazgeçerler.
Yeminlerini bozan, o rasulü sürüp çikarmaya kalki-san ve bununla beraber ilk olarak sizinle kendileri bas-layan bir kavim ile savasmaz misiniz? Onlardan korku-yor musunuz? Eger mü’min kimseler iseniz, asil kork-maniz gereken Allah’tir.
Onlarla savasin ki, Allah ellerinizle onlari azaplan-dirsin. Onlari rezil etsin ve onlara karsi size zafer versin ve mü’min bir toplulugun gönüllerine sifa versin.
Kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah diledigine tev-be nasip eder. Süphesiz Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri, Allah’-tan, Rasulünden ve mü’minlerden baskasini dost ve sirdas edinmeyenleri ortaya çikarmadan birakiliverilecegi-nizi mi sandiniz? Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
Müsriklerin, kendi küfürlerine kendileri sahid iken, Allah’in mescidlerini imar etme haklari yoktur. Iste bunlar yaptiklari bosa gitmis olanlardir ve bunlar ateste daimidirler.
Allah’in mescidlerini, ancak Allah’a ve ahiret gü-nüne iman eden, namazi dosdogru kilan, zekâti veren ve Allah’tan baskasindan korkmayan kimseler imar eder. Iste hidayete erenlerden olduklari umulanlar bunlardir.
Siz hacilara su vermeyi ve Mescid-i Haram’i onar-mayi, Allah’a ve ahiret gününe iman eden, Allah yolun-da cihad eden gibi mi saydiniz? Allah katinda bir ola-mazlar. Allah zulmedenler toplulugunu hidayete erdir-mez.
Iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mal-lariyla ve canlariyla cihad edenlerin Allah katinda bü-yük dereceleri vardir. Iste kurtulusa ve mutluluga eren-ler bunlardir.
Rableri onlari katindan bir rahmet, hosnutluk, içle-rinde tükenmez ve kalici nimetler bulunan cennetler ile müjdeler.
Orada ebedi olarak kalicidirlar. Süphesiz Allah, bü-yük mükâfat katinda olandir.
Ey iman edenler, eger imana karsi küfrü sevip-tercih ediyorlarsa, babalarinizi ve kardeslerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onlari veli edinirse; iste bunlar zalimlerin ta kendileridir.
De ki: "Eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, asiretiniz, kazandiginiz mallar, durgunluga ugramasindan korktugunuz ticaret ve hosunuza giden meskenler, sizlere Allah’tan, Rasulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, o halde Allah’in emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah fasiklar toplulugunu hidayete erdirmez."
Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn günün-de size yardim etti. Hani çok sayida olusunuz sizi bö-bürlendirmisti de bunun size hiçbir faydasi olmamisti. Yeryüzü, genisligine ragmen basiniza dar gelmisti, son-ra arkaniza dönüp gerisin geri gitmistiniz.
Sonra Allah, Rasulüne ve mü’minlere güven duy-gusu ve huzurunu indirmis; görmediginiz ordular da in-dirmis ve küfürlerinde bilinçli olarak israr edenleri azablandirdi. Kâfirlerin cezasi iste budur.
Sonra Allah, bunun ardindan dilediginin tevbesini kabul eder. Süphesiz Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Ey iman edenler, müsrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yillarindan sonra artik Mescid-i Haram’a yaklasmasinlar. Eger ihtiyaç içinde kalmaktan korkar-saniz, Allah dilerse sizi kendi fazlindan zengin kilar. Süphesiz Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
Kendilerine kitap verilmis olanlardan, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’in ve Rasulünün haram kildigini haram tanimayan ve hak dinini din ola-rak kabul etmeyenlerle küçük düsürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savasin.
Yahudiler: "Uzeyr Allah’in ogludur." dediler. Hris-tiyanlar da: "Mesih Allah’in ogludur." dediler. Bu, on-larin agizlarinda dolasan sözleridir ki, bundan önceki küfürlerinde bilinçli olarak israr eden kimselerin söz-lerini taklid ediyorlar. Allah onlari kahretsin! Nasil da çevriliyorlar?
Onlar, Allah’i birakip bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler ve Meryem oglu Mesih’i de... Oysa onlar, tek olan bir ilaha ibadet etmekten baska bir seyle emrolunmadilar. O’ndan baska ilah yoktur. O, bunlarin sirk kostuklari seylerden yücedir.
Allah’in nurunu agizlariyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, kendi nurunu tamam-lamaktan baskasini istemiyor.
Müsrikler istemese de o dini bütün dinlere üstün kilmak için rasulünü hidayetle ve hak din ile gönderen O’dur.
Ey iman edenler, dogrusu bilginlerden ve rahipler-den çogu, insanlarin mallarini haksizlikla yerler ve Al-lah’in yolundan alikoyarlar. Altini ve gümüsü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara aci bir azabi müjdele.
Bunlarin üzerlerinin cehennem atesinde kizdirilaca-gi gün, onlarin, alinlari, bögürleri ve sirtlari bunlarla daglanacak. "Iste bu, kendiniz için toplayip-sakladiklariniz! Öyleyse toplayip-sakladiklarinizi tadin!"
Gerçek su ki, Allah katinda aylarin sayisi, gökleri ve yeri yarattigi günden beri Allah’in kitabinda on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardir. Iste dosdogru olan din budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onlarin sizlerle topluca savasmasi gibi siz de müsrik-lerle topluca savasin. Ve bilin ki Allah muttakilerle be-raberdir.
Ertelemek ancak küfürde bir artistir. Küfürlerinde bilinçli olarak israr edenler bununla sasirtilip-saptirilir. Allah’in haram kildigina sayi bakimindan uymak için, onu bir yil helâl, bir yil haram kiliyorlar. Böylelikle Al-lah’in haram kildigini helâl kilmis oluyorlar. Yaptikla-rinin kötülügü kendilerine çekici ve süslü gösterilmistir. Allah, kâfirler toplulugunu asla hidayete erdirmez.
Ey iman edenler! Size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savasa çikin!" denildigi zaman agirlasip yere çakildiniz? Ahirete karsilik dünya hayatina mi razi ol-dunuz? Fakat dünya hayatinin faydasi ahirete göre pek azdir.
Eger topluca cihada çikmazsaniz Allah sizi can ya-kici bir azapla azaplandirir. Yerinize baska bir kavmi getirir ve siz O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Süphesiz Allah herseye gücü yetendir.
Eger siz ona yardim etmezseniz, Allah ona yardim etmistir. Hani küfürlerinde bilinçli olarak israr edenler onu çikardiklarinda o, ikinin ikincisinden ibaretti. O za-man onlar magaradaydilar. O vakit arkadasina: "Tasa-lanma, hiç süphe yok ki Allah bizimle beraberdir." Di-yordu. Böylece Allah ona huzur ve güvenlik duygusunu indirmisti. Onu sizin göremediginiz ordularla des-teklemis, küfürlerinde bilinçli olarak israr edenlerin sö-zünü alçaltmisti. Allah’in kelimesi ise, o, en yüce olan-dir. Süphesiz Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.
Agirlikli ve agirliksiz olarak savasa çikin ve Allah yolunda mallarinizla ve canlarinizla cihad edin. Eger bilirseniz, bu sizin için daha hayirlidir.
Eger yakin bir menfaat, orta yollu bir sefer olsaydi, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Fakat bu kadar uzun bir mesafeyi katetmek onlara agir geldi. "Gücümüz yetseydi muhakkak seninle birlikte çikardik." diye Allah adina yemin edeceklerdir. Kendilerini helaka sürüklüyorlar. Onlarin muhakkak yalanci olduklarini Allah biliyor.
Allah seni affetsin; dogru söyleyenler sana açikça belli oluncaya ve yalancilari da ögreninceye kadar niçin onlara izin verdin?
Allah’a ve ahiret gününe iman edenler mallariyla ve canlariyla cihad etmekten senden izin istemezler. Süphesiz Allah muttakileri en iyi bilendir.
Senden, yalnizca Allah’a ve ahiret gününe iman et-meyen, kalpleri süpheye düsüp de kendileri süpheleri-nin içinde bocalayip duran kimseler izin isterler.
Eger çikmak isteselerdi elbette bunun için bir hazir-lik yaparlardi. Ancak Allah, gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarini doladi ve: "Oturanlarla beraber oturun." denildi.
Sizinle birlikte çiksalardi sizde ser ve fesadi artir-maktan baska bir sey yapmazlar ve araniza mutlaka fit-ne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. Içinizde onlara haber tasiyanlar vardir. Allah zulmedenleri bilir.
Andolsun ki onlar bundan önce de fitne aramislar, sana karsi da bir takim isler çevirmislerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’in emri üstün geldi.
Onlardan bir kismi: "Bana izin ver, beni fitneye dü-sürme!" derler. Bilin ki onlar zaten fitnenin ortasina düsmüslerdir. Hiç süphesiz cehennem, kâfirleri mutlaka çepeçevre kusaticidir.
Sana iyilik isabet ederse, bu onlari fenalastirir, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi al-mistik." derler ve sevinç içerisinde dönüp giderler.
De ki: "Allah’in bizim için yazdigindan baskasi as-la bize isabet etmez. O, bizim mevlamizdir. Onun için mü’minler yalnizca Allah’a tevekkül etmelidirler."
De ki: "Bizim için iki güzellikten birinin disinda baskasini mi bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah’in ya kendi katindan veya bizim elimizle size bir azap dokunduracagini bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun; muhakkak biz de sizinle beraber bekleyenleriz."
De ki: "Isteyerek veya istemeyerek infak edin; sizden asla kabul olunmayacaktir. Çünkü siz bir fasiklar toplulugu oldunuz."
Infak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelle-yen sey, Allah’i ve rasulünü tanimamalari, namaza an-cak isteksizce gelmeleri ve hoslarina gitmiyorken infak etmeleridir.
Su halde onlarin mallari ve çocuklari seni imren-dirmesin. Dogrusu Allah, bunlar yüzünden dünya haya-tinda onlari azaba ugratmayi ve canlarinin, kâfirler ola-rak, güçlükle çikmasini ister.
Gerçekten sizden olduklarina dair Allah adina ye-min ederler. Oysa onlar sizden degildirler. Ancak onlar korkak bir topluluktur.
Eger siginacak bir yer yahut magaralar veya soku-lacak bir delik bulsalardi serkes bir at gibi süratle o ta-rafa yönelirlerdi.
Onlardan sadakalar konusunda seni yadirgayacak-lar vardir. Ondan kendilerine verilirse hoslanirlar, ken-dilerine verilmedigi zaman bu sefer gazablanirlar.
Keske onlar Allah’in ve Rasulünün kendilerine ver-digine razi olsalardi da: "Bize Allah yeter; Allah pek yakinda bize fazlindan verecek, rasulü de. Biz ancak Allah’tan umariz." deselerdi!...
Sadakalar, -Allah’tan bir farz olarak- yalnizca fa-kirler, yoksullar, onu toplamakla görevlendirilenler, kalpleri isindirilmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda ve yolda kalmis içindir. Süphesiz Allah Alîm’-dir, Hakîm’dir.
Içlerinden nebiyi incitenler ve: "O bir kulaktir." diyenler vardir. De ki: "O sizin için bir hayir kulagidir. Allah’a iman eder, mü’minlere inanip-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah’in rasulüne eziyet edenler... Onlar için aci bir azap vardir."
Sizi hosnut etmek için huzurunuzda Allah’a yemin ederler. Oysa mü’min iseler, hosnut edilmeye Allah ve Rasulü daha layiktir.
Bilmiyorlar mi ki, kim Allah’a ve Rasulüne karsi koymaya çalisirsa, gerçekten onun için içinde daimi kalmak üzere cehennem atesi vardir!? Iste en büyük asagilanma budur.
Münafiklar, kalplerinde olani kendilerine haber ve-recek bir sûrenin aleyhlerinde indirilmesinden çekini-yorlar. De ki: "Siz alay edin bakalim! Süphesiz Allah kaçinmakta olduklarinizi açiga çikarandir."
Onlara sorsan, elbette söyle diyecekler: "Biz sadece eglenip sakalasiyorduk." De ki: "Allah ile, O’nun ayetleriyle ve Rasulü ile mi egleniyordunuz?"
"Özür belirtmeyiniz. Siz iman ettikten sonra küfre girdiniz. Sizden bir grubu affetsek bile, suçlu-günahkâr olmalari nedeniyle diger bir grubu azablandiracagiz."
Münafik erkeklerle münafik kadinlar da birbirlerin-dendir; kötülügü emrederler, iyilikten alikoyarlar, elle-rini de simsiki tutarlar. Onlar Allah’i unuttular; O da onlari unuttu. Süphesiz münafiklar fasiklarin ta kendi-leridir.
Allah erkek münafiklara da, kadin münafiklara da kâfirlere de, içinde daimi kalicilar olmak üzere cehen-nem atesini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onlari lanet-lemistir ve onlar için bitip tükenmeyen bir azap vardir.
Siz de kendinizden öncekiler gibisiniz. Halbuki on-lar kuvvet bakimindan daha güçlü, mal ve çocuklar ba-kimindan daha çoktular. Onlar kendi paylariyla yarar-lanmaya baktilar; siz de, sizden öncekilerin kendi pay-lariyla yararlanmaya kalkismalari gibi, kendi paylari-nizla yararlanmaya baktiniz ve siz de dalanlar gibi dal-diniz. Iste onlarin dünyada da ahirette de amelleri bosa çikmistir. Iste onlar zarara ugrayanlarin ta kendileridir.
Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan sehirlerin haberi gelmedi mi? Rasulleri onlara apaçik delillerle gelmislerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor degildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardi.
Mü’min erkekler ve mü’min kadinlar birbirlerinin velileridirler. Iyiligi emreder, kötülükten sakindirirlar, namazi dosdogru kilarlar, zekâti verirler, Allah’a ve Rasulüne de itaat ederler. Iste Allah’in kendilerine rah-met edecegi bunlardir. Süphesiz Allah Azîz’dir, Ha-kîm’dir.
Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadinlara için-de daimi kalmak üzere, altindan nehirler akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmistir. Al-lah’in rizasi ise en büyüktür. En büyük kurtulus iste bu-dur!
Ey nebi, kâfirlerle ve münafiklarla cihad et ve onlara karsi sert ol! Onlarin barinma yerleri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüs yeridir!
Söylemediklerine dair Allah’a yemin ederler. Süphe yok ki o küfür sözünü söylediler, onlar müslüman-liklarindan sonra küfre girdiler ve basaramadiklari bir seye yeltendiler. Halbuki intikam almaya kalkismalari için Allah’in ve Rasulünün lütfuyla onlari zenginlestir-mis olmasindan baska bir sebep de yoktur. Eger tevbe ederlerse kendileri için hayirli olur, eger yüz çevirirlerse Allah onlari dünyada da, ahirette de aci azabla azab-landirir. Onlarin yeryüzünde ne bir velileri vardir, ne de bir yardimcilari.
Içlerinden kimi de Allah’a söyle söz vermisti: "Eger bize lütfundan ihsan ederse andolsun ki sadaka verecegiz ve muhakkak ki salihlerden olacagiz."
Ama O, kendilerine lütfundan ihsan edince de cim-rilik edip yüz çevirerek gerisin geriye döndüler.
Nihayet Allah’a verdikleri sözlerini tutmadiklari ve yalan söyleyegeldikleri için O da huzuruna çikacaklari güne kadar kalplerine bir nifak sokarak onlari cezalan-dirdi.
Onlar bilmiyorlar mi ki, elbette Allah, onlarin gizli tuttuklarini da, fisildastiklarini da biliyor. Gerçekten Allah bütün gayblari en iyi bilendir.
Mü’minlerden bagislarda bulunanlari, kas göz isa-retleriyle ayiplayanlarla, güçlerinin yetebildiginden baskasini bulamayan kimselerle eglenenleri Allah mas-karaya çevirir ve onlar için pek acikli bir azab vardir.
Onlar için ister magfiret dile, ister magfiret dileme! Onlar için yetmis defa magfiret dilesen de yine Allah onlari kesinlikle bagislamayacaktir. Bunun sebebi, Allah ve Rasulüne küfr-inkâr etmeleridir. Süphesiz Allah fasiklar toplulugunu hidayete erdirmez.
Allah’in Rasulüne muhalefet için geri kalanlar otur-malarina sevindiler. Allah yolunda mallariyla, canlariy-la cihad etmekten hoslanmadilar ve: "Bu sicakta savasa çikmayin." dediler. De ki: "Cehennem atesinin sicakligi daha siddetlidir." Keske kavrayip-anlayabilselerdi.
Öyleyse kazandiklarinin cezasi olarak az gülsünler çok aglasinlar.
Bundan böyle, Allah seni onlardan bir toplulugun yanina döndürür de, çikmak için senden izin isterlerse, de ki: "Siz, ebediyyen benimle beraber asla çikamazsiniz ve kesin olarak benimle bir düsmana karsi savasamazsiniz. Çünkü siz ilkinden oturmaya razi oldunuz. Artik siz geri kalanlarla beraber oturun."
Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazini asla kilma, kabrinin basinda da durma. Çünkü onlar Allah’a ve Ra-sulüne küfr-inkâr ettiler ve fasik olarak öldüler.
Onlarin mallari ve evlatlari seni imrendirmesin. Al-lah onlari dünyada bunlar sebebiyle ancak bir azaba çarptirmayi ve canlarinin kâfir olduklari halde güçlükle çikmasini ister.
"Allah’a iman edin, Rasulü ile birlikte cihad edin." diye bir sûre indirildigi zaman, içlerinden güç yetirenler senden izin isteyip: "Bizi birak da oturanlarla birlikte kalalim." derler.
Geri kalanlarla birlikte olmaya razi oldular. Kalp-lerine de mühür vuruldu. Bundan dolayi onlar kavra-yip-anlamazlar.
Ama Rasul ve onunla birlikte olan mü’minler mal-lariyla ve canlariyla"cihad ettiler. Iste onlar için hayirlar vardir ve onlar kurtulusa erenlerin ta kendileridir.
Allah onlar için, daimi kalacaklari, altindan nehirler akan cennetler hazirlamistir. Iste en büyük kurtulus bu-dur.
Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin ve-rilmesi için geldiler. Allah’a ve Rasulüne yalan söyle-yenler de oturup kaldilar. Içlerinden küfürlerinde bi-linçli olarak israr edenlere pek acikli bir azap isabet edecektir.
Allah’a ve Rasulüne karsi samimi olduklari sürece, güçsüz-zayiflara, hastalara ve infak etmek için bir sey bulamayanlara bir sorumluluk yoktur. Iyilik edenlerin aleyhine de bir yol yoktur. Süphesiz Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Bir de sana, kendilerine binek temin etmen için gelip de: "Size bir binek bulamiyorum." dedigin zaman harcayacak bir sey bulamadiklarindan üzülerek gözleri yas döke döke geri dönen kimselere de...
Yol, ancak, zengin olduklari halde senden izin iste-yenlerin aleyhinedir. Onlar geri kalanlarla birlikte ol-maya razi oldular. Allah da onlarin kalplerini mühürle-di. Bundan dolayi onlar, bilmezler.
Onlara geri döndügünüzde size özür beyan edecek-lerdir. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmiyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermistir. Yaptiklarinizi Allah görecektir, O’nun rasulü de. Sonra gaybi da müsahade edilebileni de bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptiklarinizi haber verecektir."
Onlara geri döndügünüzde kendilerinden vazgeç-meniz için Allah’a and içecekler. O halde siz de onlar-dan yüz çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazandikla-rinin cezasi olarak varacaklari yer de cehennemdir.
Kendilerinden hosnut olmaniz için size yemin eder-ler. Siz onlardan hosnut olsaniz da, süphesiz Allah, fa-siklar toplulugundan hosnut olmaz.
Bedeviler küfür ve nifak bakimindan daha beterdir. Allah’in Rasulüne indirdigi sinirlari bilmemeye de on-lar daha yatkin ve elverislidir. Süphesiz Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
Bedevilerden öyleleri de vardir ki, infak ettigini zorla ödenmis bir borç sayar ve basiniza musibetler gelmesini bekler dururlar. En kötü bela kendi baslarina olsun. Süphesiz Allah Semî’dir, Alîm’dir.
Bedevilerden öyleleri de vardir ki, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, infak ettigini Allah katinda bir ya-kinlasmaya ve Rasulün dua ve bagislanma dileklerine vesile-edinir. Iyi bilin ki bu, onlar için gerçekten bir ya-kinlasmadir. Allah onlari rahmetine alacaktir. Süphesiz Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Ileriye geçen muhacir ve ensar ile onlara güzellikle uyanlardan Allah razi olmustur. Onlar da O’ndan hosnut olmuslardir. Bunlar için orada ebediyyen kal-mak üzere, altindan nehirler akan cennetler hazirlamis-tir. Iste büyük kurtulus ve mutluluk budur.
Çevrenizdeki bedevilerden münafik olanlar vardir ve Medine halkindan da nifaki aliskanliga çevirmis olanlar vardir. Sen onlari bilmezsin. Onlari biz biliriz. Biz onlari iki kere azaba ugratacagiz. Sonra da büyük bir azaba döndürüleceklerdir.
Diger bir kismi da günahlarini itiraf ettiler. Onlar salih bir ameli bir baska kötüyle karistirmislardir. Umu-lur ki Allah tevbelerini kabul eder. Süphesiz Allah Ga-fûr’dur, Rahîm’dir.
Mallarindan bir sadaka al ki, bununla kendilerini temizleyip arindirmis olasin. Onlara dua da et. Dogrusu senin duan onlara huzur ve güvendir. Süphesiz Allah Semî’dir, Alîm’dir.
Onlar bilmiyorlar mi ki, gerçekten Allah kullarin-dan tevbeleri kabul edecek ve sadakalari alacak olan O’dur. Süphesiz Allah o, Tevvab’dir, Rahîm’dir.
De ki: "Yapip-edin. Allah sizin yapip ettiklerinizi görecektir. Rasulü ve mü’minler de. Yakinda gaybi ve müsahade edilebileni bilene döndürüleceksiniz ve O, size yaptiklarinizi haber verecektir."
Diger bir kismi da Allah’in emri için ertelenmis-lerdir. O, bunlari ya azaba ugratacak yahut tevbelerini kabul edecektir. Süphesiz Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
Zarar vermek, küfr-inkâr etmek, mü’minler arasina ayrilik sokmak ve daha önce Allah’a ve Rasulüne karsi savasani gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten baska bir sey istemedik." diye yemin edenler, Allah onlarin süphesiz yalanci olduklarina sahitlik et-mektedir.
Sen bunun içinde hiç bir zaman durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda durmana daha uygundur. Orada arinmayi içten-arzulayan adamlar vardir. Süphesiz Allah arinanlari se-ver.
Binasini Allah korkusu ve rizasi üzerine kuran kimse mi hayirlidir, yoksa binasini yikilmaya yüz tut-mus bir yerin kenarina kurup da onunla birlikte kendisi de cehennem atesine yuvarlanan kimse mi? Süphesiz Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
Kalpleri parça parça olmadikça kurduklari bina kalplerinde daimi bir kusku kaynagi olmaya devam edecektir. Süphesiz Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.
Süphesiz Allah, mü’minlerden canlarini ve malla-rini –onlara cenneti vermek karsiliginda- satin almistir. Onlar Allah yolunda savasir, öldürür ve öldürülürler. Tevrat’ta, Incil’de ve Kur’an’da yerine getirmeyi taah-hüt ettigi hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? O halde yapmis oldugu-nuz bu alis verise sevinin. Iste büyük kurtulus ve mut-luluk budur.
Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, se-yahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiligi emre-denler, kötülükten sakindiranlar ve Allah’in sinirlarini koruyanlardir. O mü’minleri müjdele!
Kendilerine onlarin çilgin ateslikler olduklari açiklandiktan sonra –yakinlari dahi olsa- müsrikler için bagislanma dilemeleri Nebiye de iman edenlere de ya-rasmaz.
Ibrahim’in babasi için bagislanma dilemesi, yal-nizca ona verdigi bir söz dolayisiyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah’a düsman oldugu açiklaninca ondan uzaklasti. Süphesiz Ibrahim çok duygulu, yumusak huyluydu.
Allah kendilerine hidayet verdikten sonra, korkup-sakinacaklari seyleri kendilerine açiklayincaya kadar bir kavmi sapikliga sürüklemez. Süphesiz Allah her seyi en iyi bilendir.
Süphesiz göklerin ve yerin mülkü Allah’indir. Di-riltir ve öldürür. Sizin Allah’tan baska bir veliniz de bir yardimciniz da yoktur.
Andolsun ki Allah nebiyi de içlerinden bir grubun gönülleri az kalsin egrilmek üzere iken dar zamanda ona tabi olan muhacirlerle ensari da tevbeye muvaffak etti. Sonra onlarin tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karsi Raûf’tur, Rahîm’dir.
Geri birakilan üç de. Öyle ki, bütün genisligine ragmen yeryüzü onlara dar gelmisti, vicdanlari kendile-rini siktikça sikmisti. Nihayet Allah’tan O’ndan baska siginacak hiç bir sey olmadigini anlamislardi. Sonra tevbe etsinler diye onlari tevbeye muvaffak buyurdu. Süphesiz Allah O, Tevvab’dir, Rahîm’dir.
Ey iman edenler, Allah’tan sakinin ve sadiklarla beraber olun.
Medine halkina ve çevresindeki bedevilere, Al-lah’in Rasulünden geri kalmalari, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakismaz. Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk, açlik çekmeleri, kâfirleri kizdiracak bir yere ayak basmalari, bir düsmana karsi zafere ulasmalari karsiliginda mutlaka kendilerine salih bir amel yazilir. Süphesiz Allah muhsinleri mükâfatsiz birakmaz.
Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve astiklari her vadi, mutlaka Allah’in yaptiklarinin daha güzeliyle onlara karsiligini vermesi için onlar adina yazilmistir.
Mü’minlerin topluca çikmalari gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çiktiginda, dinde derin bir kavrayis edinmek ve kavimleri kendilerine ge-ri döndügünde onlari uyarmak için. Umulur ki onlar da kaçinip-sakinirlar.
Ey iman edenler, kâfirlerden size en yakin olanlarla savasin. Onlar sizde büyük bir azim ve siddet bulsun-lar. Ve bilin ki gerçekten Allah muttakilerle beraberdir.
Bir sûre indirildigi zaman içlerinden bazilari: "Bu hanginizin imanini artirdi?" derler. Iman edenlere ge-lince; onlarin imanini artirmistir ve onlar birbirleriyle müjdelesirler.
Kalplerinde hastalik bulunanlara gelince; onlarin igrençliklerine igrençlik katip artirdi ve onlar kâfir ola-rak öldüler.
Görmüyorlar mi ki, gerçekten onlar her yil, bir ve-ya iki defa belaya çarptiriliyorlar da sonra tevbe etmi-yorlar ve ögüt alip düsünmüyorlar.
Bir sûre indirilince de birbirlerine bakarlar: "Sizi bir kimse görüyor mu?" Sonra sivisip giderler. Allah onlarin kalplerini ters çevirmistir. Çünkü onlar kavra-mayan bir toplulukturlar.
Andolsun size, içinizden sikintiya düsmeniz onun gücüne giden, size pek düskün, mü’minlere sefkatli ve esirgeyici olan bir rasul gelmistir.
Eger yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter. O’ndan baska ilah yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim ve büyük Ars’in Rabbi O’dur."
