Andolsun fecre,
Ve on geceye,
Hem çifte, hem de teke,
Ve yürüyüp gittigi zaman geceye ki;
Bunlarda akil sahibi kimse için bir yemin var, degil mi?
Rabbinin Âd’a ne yaptigini görmedin mi?
Yüksek sütunlar sahibi Irem’e?
Ki sehirler içinde bir benzeri yaratilmis degildi.
Ve vadide kayalari oyup-biçen Semud’a?
Ve kaziklar sahibi Firavun’a?
Ki onlar, sehirlerde azginlasmislardi.
Oralarda fesadi artirmislardi.
Bundan dolayi Rabbin onlarin üzerine azab kamçisi yagdirdi.
Çünkü Rabbin gözetleme mevkiindedir.
Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini sinayip ona ikramda bulunup nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti." der.
Ama ne zaman onu deneyerek rizkini kissa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti." der.
Hayir, hayir; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Yoksula yedirmek için de birbirinizi tesvik etmi-yorsunuz.
Mirasi da, sürekli yiyorsunuz.
Mali bir yigma tutkusuyla çok seviyorsunuz.
Hayir, hayir; yeryüzü parça parça yikilip darmada-gin oldugu zaman.
Rabbin gelip melekler saf saf dizildigi zaman.
O gün, cehennem de getirilecek, insan o gün hatir-layacak, fakat hatirlamanin ona ne faydasi var?
"Ah ne olurdu hayatim için hazirlasaydim." der.
Artik o gün kimse O’nun azabi gibi azab edemez.
O’nun vuracagi bagi hiç kimse vuramaz.
Ey huzura ermis olan nefis!
Razi olmus ve rizaya ermis olarak dön Rabbine!
Haydi katil kullarima!
Ve gir cennetime!
