Ey bürünen,
Kalk; artik uyar!
Ve Rabbini yücelt!
Ve elbiseni temizle.
Pislikden uzak dur.
Çok görerek basa kakma.
Ve Rabbin için sabret!
Çünkü Sûr’a üfürüldügü zaman,
Iste o gün, oldukça zor bir gündür.
Kafirlere hiç kolay degildir.
Kendisini tek olarak yarattigimi bana birak!
Ki ben ona alabildigine mal verdim.
Ve göz önünde çocuklar.
Ve sayisiz firsatlar serdim önüne.
Sonra da artirmami umar.
Hayir, hayir; çünkü o, ayetlerimize karsi çok inatçidir.
Onu sarp bir yokusa sürükleyecegim.
Çünkü o düsündü ve karar verdi.
Kahrolasi! Ne biçim karar verdi.
Yine kahrolasi! Ne biçim karar verdi.
Sonra bakti.
Sonra surat asti ve yüzünü eksitti.
Sonra da sirt döndü ve büyüklük tasladi.
Böylece: "Bu, nakledilegelen bir sihirden baska degil." dedi.
"Bu, insan sözünden baska degil."
Ben onu Sekar’a sokacagim.
Sekar’in ne oldugunu bilir misin?
Birakmaz da terketmez de.
Insan derisini kavurandir.
Üzerinde ondokuz vardir.
Cehennem bekçilerini yalniz meleklerden yaptik. Sayilarini da küfürde israr edenler için sadece bir fitne kildik ki, ken-dilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansin; iman eden-lerin de imanlari artsin; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler kuskuya kapilmasin. Kalplerinde bir hastalik olanlar ile kafirler de söyle desin: "Allah bu misalle ne anlatmak istedi?" Iste Allah, diledigini böyle saptirir, diledigini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularini O’ndan baska kimse bilmez. Ve o, insanlar için sadece bir ögüttür.
Hayir, hayir; andolsun aya,
Dönüp gittiginde geceye,
Agardiginda sabaha,
Gerçekten o, büyüklerden biridir.
Insanlar için bir uyaricidir.
Sizden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.
Her nefis, kazandiklari karsiliginda rehin alinmistir.
Ancak sag ehli hariç.
Cennetlerde sorustururlar,
Suçlular hakkinda.
"Sizi Sekar’a sürükleyip-iten nedir?"
Derler ki: "Namaz kilanlardan degildik;"
"Ve yoksula yedirmezdik;"
"Dalip gidenlerle biz de dalip giderdik."
"Din gününü de yalanlardik."
"Kesin olan bize gelip çatincaya degin."
Artik, sefaatçilarin sefaati onlara bir fayda vermez.
Buna ragmen, onlara ne oluyor ki ögütten yüz çeviriyorlar?
Ürkmüs yaban esekleri gibi,
Arslandan kaçan,
O kadar ki her biri, kendisine açilmis sahifeler verilmesini isterler.
Hayir, hayir; dogrusu ahiretten korkmuyorlar.
Hayir, hayir; gerçekten o bir ögüttür.
Artik kim dilerse ondan ögüt alir.
Allah dilemedikçe de ögüt almazlar. Iste kendisinden saki-nilmaya layik O’dur; bagislamak da O’na yarasir.
