Hamd gökleri ve yeri yaratan, karanliklari ve nuru var eden Allah’indir. Sonra da küfürlerinde bilinçli ola-rak israr edenler Rablerine es tutuyorlar.
Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O’dur. O’nun katinda belirli bir ecel daha vardir. Sonra siz yine de süphe edersiniz.
Göklerde ve yerde Allah yalniz O’dur. Gizlinizi de açiginizi da bilir. Ne kazandiginizi da bilir.
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse, mut-laka ondan yüz çevirirler.
Elbette onlar hak kendilerine geldiginde yalanladilar. Fakat yakinda onlara alaya aldiklari seyin haberleri ge-lecektir.
Görmediler mi ki biz kendilerinden önce nice nesil-leri helak ettik. Biz, sizi yerlestirmedigimiz bir sekilde onlari yerlestirmis, gökten üzerlerine bol bol yagmur indirmis, altlarindan nehirler akitmistik. Ardindan gü-nahlari sebebiyle onlari helak ettik ve arkalarindan bas-ka bir nesil yarattik.
Biz sana kâgit üzerinde yazilmis olarak bir kitap in-dirseydik ve onlar elleriyle ona dokunsalardi, küfürle-rinde bilinçli olarak israr edenler yine de: "Bu ancak apaçik bir sihirdir." derlerdi.
"Ona bir melek indirilmeli degil miydi?" dediler. Biz bir melek indirseydik elbette is bitirilmis olurdu sonra kendilerine mühlet de verilmezdi.
Biz onu bir melek kilsaydik elbette onu bir adam ya-pardik da düsürmekte olduklari seye düsürürdük.
Andolsun elbette ki senden önceki rasullerle de alay ederlerdi de alaya aldiklari sey onlardan alay eden-leri çepeçevre kusativerirdi.
De ki: "Yeryüzünde gezip dolasin, sonra da yalan-layanlarin sonu nasil olmus görün!"
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah’indir." O rahmeti kendi üzerine yazdi. Ken-disinde süphe olmayan kiyamet gününde elbette sizi toplayacaktir. Nefislerini hüsrana ugratanlar, iste onlar iman etmezler.
Gecede ve gündüzde barinan her ne varsa O’nun-dur. Süphesiz O, Semî’dir, Alîm’dir.
De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, kendisi yedirdigi halde yedirilmeyen Allah’tan baskasini mi veli edinecek misim?" De ki: "Ben Islam’a girenlerin ilki olmakla ve asla müsriklerden olmamakla emrolundum."
De ki: "Muhakkak ki ben Rabbime isyan edersem o büyük günün azabindan korkarim."
O gün kim ondan çevrilirse muhakkak ona rahmet edilmistir. Iste bu apaçik bir kurtulustur.
Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan bas-ka giderecek yoktur. Sana bir hayir dokundurursa da O her seye kadirdir.
O, kullari üzerinde kahir olandir. Süphesiz O, Ha-kîm’dir, Habîr’dir.
De ki: "Hangisi sahitlik bakimindan daha büyük-tür?" De ki: "Benimle sizin aranizda Allah sahittir. Si-zi ve her kime ulasirsa onunla uyarmam için bana bu Kur’an vahyolundu. Allah ile beraber baska ilahlarin olduguna siz gerçekten de sahitlik ediyor musunuz?" De ki: "Ben sahitlik etmem." De ki: "O ancak tek bir ilahtir, muhakkak ki ben sizin ortak kosmakta olduklarinizdan uzagim."
Kendilerine kitap verdiklerimiz öz ogullarini tanir gibi tanirlar. Kendilerini hüsrana ugratanlar... iste onlar iman etmezler.
Allah’a bir yalani iftira edenlerden veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir. Muhakkak ki zalimler kurtulusa eremezler!
O gün onlarin hepsini toplayacagiz, sonra da sirk kosanlara: "Iddia ettiginiz ortaklariniz nerede?" diyecegiz.
Sonra onlarin: "Rabbimiz olan Allah’a andolsun ki biz müsriklerden degildik!" demelerinden baska bir fit-neleri olmayacak!
Bak kendilerine karsi nasil yalan söylediler ve uy-durduklari seyler onlardan kaybolup gitti.
Onlardan seni dinleyenler vardir; halbuki biz onu anlamalarina engel kalpleri üzerine perdeler koyduk, kulaklarina agirlik yerlestirdik. Onlar her ayeti görseler de onlara iman etmezler. Hatta küfre girenler sana gel-dikleri zaman: "Bu öncekilerin masallaridir." diye seninle mücadele ederler.
Onlar hem ondan alikoyarlar, hem de kendileri on-dan uzaklasirlar. Onlar yalnizca kendilerini helak eder-ler de farkinda degillerdir.
Onlari atesin üstünde durdurulduklarinda bir görsen "Keske biz geri döndürülseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak." diyecekler.
Hayir önceden gizledikleri karsilarina çikti. Geri döndürülseler bile kendilerine yasaklanan seylere yine döneceklerdir. Çünkü onlar muhakkak ki yalancilardir.
Onlar: "Ancak dünya hayatimiz vardir, biz diriltilecek de degiliz." dediler.
Rablerinin huzurunda durdurulduklarinda onlari bir görsen... O: "Bu hak degil miymis?" buyuracak. Onlar da: "Rabbimize andolsun ki, evet..." dediler. O da: "O halde küfre girdiginiz için azabi tadin!" buyurdu.
Allah’a kavusmayi yalanlayanlar muhakkak ki hüs-rana ugramislardir. Nihayet o an onlara ansizin gelive-rince günahlarini sirtlarina yüklenerek: "Orada yaptigi-miz kusurlardan dolayi yaziklar olsun bize!" diyeceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri ne kötüdür...
Dünya hayati bir oyun ve bir oyalanmadan baska bir sey degildir. Ahiret yurdu ise takva sahipleri için el-bette daha hayirlidir. Hala akletmeyecek misiniz?
Onlarin söylediklerinin seni mahzun ettigini mu-hakkak biliyoruz. Onlar elbette seni yalanlamiyorlar, fakat o zalimler gerçekten de Allah’in ayetlerini yalan-liyorlar.
Andolsun senden önceki rasuller de yalanlanmisti. Onlara yardimimiz gelinceye kadar yalanlanmalarina ve eziyet edilmelerine sabrettiler. Allah’in kelimelerini degistirebilecek yoktur! Andolsun ki rasullerin haberle-rinden bir kismi sana gelmistir.
Onlarin yüz çevirmeleri sana agir geliyorsa gücün yeterse yerin içine bir tünel ya da göge bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi elbette onlarin hepsini hidayet üzere toplardi. O halde sakin cahillerden olma!
Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüler –Allah onlari diriltir- sonra O’na döndürülürler.
"Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli degil miydi?" dediler. De ki: "Muhakkak ki Allah ayet indirmeye kadirdir. Fakat onlarin çogu bilmezler."
Yeryüzünde yürüyen hiç bir canli ve iki kanadiyla uçan hiçbir kus yoktur ki sizin gibi ümmetler olmasin. Biz kitapta hiçbir seyi eksik birakmadik. Sonra onlar ancak Rablerine toplanacaklardir.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanliklar içinde sagir-dirlar, dilsizdirler. Allah diledigini saptirir, diledigini de dosdogru yolda bulundurur.
De ki: "Bana haber verin, size Allah’in azabi gelirse ya da saat gelip çatarsa Allah’tan baskasini mi çagiracaksiniz? Eger dogru kimselerseniz..."
Hayir yalniz O’na yalvarirsiniz. O da dilerse yal-vardiginiz seyi giderir ve sirk kosmakta olduklarinizi unutursunuz.
Andolsun ki senden önceki ümmetlere de gönder-dik de belki yalvarirlar diye darlik ve sikintiya ugrattik.
Onlara azabimiz geldigi zaman yalvarsalardi ya! Fakat onlarin kalpleri katilasti ve seytan onlara yaptik-larini süslü gösterdi.
Kendilerine hatirlatilani unuttuklarinda biz de üzer-lerine her seyin kapilarini açtik. Nihayet kendilerine ve-rilenler ile simardiklarinda onlari ansizin yakalayiver-dik. Böylece onlar ümitlerini kestiler.
Böylece zalimler toplulugunun arkasi kesildi. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’adir.
De ki: "Bana haber verin Allah sizin isitmenizi ve görmenizi aliverir, kalplerinizi de mühürlerse onlari size getirebilecek Allah’tan baska ilah kimdir?" Bak ayetlerimizi nasil çesitli olarak açikliyoruz, sonra da onlar yüz çeviriyorlar.
De ki: "Bana haber verin, Allah’in azabi size ansizin ya da açikça gelse zalimler toplulugundan baskasi helak olur mu?"
Biz rasulleri ancak müjdeleyici ve uyaricilar olarak gönderiyoruz. O halde kim iman ederse ve düzeltirse onlar için korku yoktur, onlar üzülecek de degillerdir.
Ayetlerimizi yalanlayanlara fasiklik ettikleri için azap dokunacaktir.
De ki: "Ben size Allah’in hazineleri yanimdadir de-miyorum. Ben gaybi da bilmem. Size ben gerçekten bir melegim de demiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarim." De ki: "Görmeyen ile gören bir olur mu? Hala düsünmez misiniz?"
Rablerinin huzuruna toplanacaklarindan korkanlari onunla uyar ki onlarin O’ndan baska ne bir velileri var-dir, ne de sefaatçileri... umulur ki sakinirlar.
O’nun yüzünü isteyerek sabah aksam Rablerine dua edenleri kovma! Onlarin hesabindan senin üzerine bir sey yoktur. Senin hesabindan da onlar üzerine bir sey yok ki onlari kovup ta zalimlerden olasin.
Böylece: "Allah içimizden bunlara mi lutfetti?" de-meleri için biz onlarin bazisini bazisiyla denedik. Allah sükredenleri daha iyi bilen degil midir?
Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onla-ra de ki: "Size selam olsun. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdi ki içinizden her kim cehaletle bir kötülük isler de sonra arkasindan tevbe eder ve düzeltirse, mu-hakkak ki O Gafûr’dur, Rahîm’dir."
Günahkârlarin yolu apaçik ortaya çiksin diye ayet-leri böylece açikliyoruz.
De ki: "Muhakkak ki ben sizin Allah’in yanisira dua ettiklerinize ibadet etmekten nehyedildim." De ki: "Ben sizin arzulariniza uymam. O takdirde muhakkak sapmis olurum da dogru yola erenlerden olmam."
De ki: "Muhakkak ben Rabbimden apaçik bir delil üzerindeyim. Fakat siz onu yalanladiniz. Sizin acele gelmesini istediginiz sey benim yanimda degildir. Hüküm yalnizca Allah’indir. O hakki anlatir. O, ayirdedenlerin en hayirlisidir."
De ki: "O acele istediginiz sey benim yanimda ol-saydi elbette benimle aranizda is bitirilmis olurdu. Allah zulmedenleri, hakkiyla bilendir."
Gaybin anahtarlari O’nun katindadir. Onlari O’ndan baskasi bilmez. Karada ve denizde her ne varsa O bilir. Bir yaprak düsmeye görsün mutlaka onu bilir. Yeryüzünün karanliklarinda tek bir tane, yas ve kuru müstesna olmamak üzere hepsi apaçik bir kitaptadir.
Sizi geceleyin öldüren ve gündüz ne kazandiginizi bilen, sonra belirlenmis bir ecel tamamlanincaya kadar sizi onda dirilten O’dur. Sonra dönüsünüz yalniz O’na-dir. Ardindan yapmakta oldugunuz seyleri size haber verecektir.
O kullari üzerinde kahir olandir. Üzerinize koruyu-cular gönderiyor ki nihayet birinize ölüm gelip çattigin-da elçilerimiz onun ruhunu alirlar, onlar kusur etmez-ler.
Sonra gerçek mevlalari olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin hüküm yalniz O’nundur ve O, hesap gören-lerin en süratlisidir.
De ki: "Bizi bundan kurtarirsan andolsun sükre-denlerden olacagiz!" diye gizli ve açik yalvararak dua ettiginiz zaman karanin ve denizin karanliklarindan sizi kim kurtarir?"
De ki: "Ondan ve her türlü sikintidan sizi kurtaran Allah’tir. Sonra da siz sirk kosarsiniz."
De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklarinizin altindan azap göndermeye veya sizi birbirinize kiydirip kiminizin baskisini kiminize tattirmaya kadirdir." Bak iyice anlamalari için ayetleri nasil açikliyoruz!
Kavmin de onu yalanladi. Halbuki o haktir. De ki: "Ben sizin üerinize vekil degilim."
Her bir haberin kararlastirilmis bir zamani vardir. Yakinda siz de bileceksiniz.
Ayetlerimiz hakkinda dalanlari gördügün zaman onlar baska bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çe-vir. Seytan sana unutturursa, hatirladiktan sonra o za-limler toplulugu ile beraber oturma!
Sakinanlar üzerine onlarin hesabindan birsey yok-tur. Ancak sakinirlar diye hatirlatmak gerekir.
Dinlerini bir oyun ve bir eglence edinenleri ve dün-ya hayatinin aldatmis oldugu kimseleri birak. Onunla hatirlat ki bir nefis kendi kazandiklariyla helake düsme-sin. O taktirde onun Allah’tan baska ne bir velisi vardir ne de sefaatçisi. Her türlü fidyeyi verse de kabul edil-mez. Iste onlar, kazandiklari sebebiyle helake ugrayan-lardir. Inkâr ettikleri için onlara kaynar sudan bir içecek ve can yakici bir azap vardir.
De ki: "Bize yarari ve zarari olmayan Allah’tan baska seylere mi ibadet edelim? Allah bizi dogru yola ilettikten sonra seytanlarin saptirip saskin saskin dolastirdigi, arkadaslarinin "Bize gel!" diye dogru yola çagirdiklari kimse gibi ökçelerimiz üzerinde gerisin geri-ye mi döndürülecegiz?" De ki: "Muhakkak ki Allah’in hidayeti dogru yolun ta kendisidir. Biz de alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk."
Ayrica: "Namazi dosdogru kilin ve O’ndan sakinin!" Yalniz O’nun huzuruna toplanacaksiniz.
O, gökleri ve yeri hak ile yaratandir. O’nun "ol" di-yecegi gün o da oluverir. O’nun sözü haktir. Sur’a üfü-rülecegi günde mülk yalniz O’nundur. Görüneni de gö-rünmeyeni de hakkiyla bilendir. Süphesiz O Hakîm’dir, Habîr’dir.
Hani Ibrahim babasi Azer’e: "Sen bir takim putlari ilah mi ediniyorsun? Gerçekten de ben seni ve kavmini apaçik bir sapiklik içinde görüyorum." demisti.
Biz Ibrahim’e yakîn sahiplerinden olsun diye gök-lerin ve yerin mülkünü böylece gösteriyorduk.
Gece onu örtünce bir yildiz görmüs ve demisti ki: "Bu imis benim Rabbim!?" O sönünce de: "Ben böyle sönenleri sevmem." demisti.
Ardindan ayi dogarken görünce: "Bu imis benim Rabbim!?" demisti. O da kaybolunca: "Andolsun ki Rabbim beni dogru yola iletmezse elbette sapanlardan olurdum." demisti.
Sonra günesi dogarken görünce: "Bu daha büyük oldugu için bu imis benim Rabbim!?" demisti. O da ba-tinca: "Ey kavmim! Ben sizin sirk kostugunuzdan uzagim." demisti.
"Muhakkak ki ben hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim ve ben müsriklerden degilim."
Kavmi onunla mücadeleye giristi. O da dedi ki: "O beni dogru yola iletmisken Allah hakkinda benimle mücadele mi ediyorsunuz? Ben sizin O’na ortak kostuklarinizdan korkmam ancak Rabbim’in dilemesi müstesna. Rabbim’in ilmi her seyi kusatmistir. Hala düsünmeyecek misiniz?"
"Allah’in size hakkinda hiçbir delil indirmedigi seyi siz O’na ortak kosmaktan korkmuyorsunuz da ben sizin ortak kostuklarinizdan nasil korkarim. Su halde bu iki gruptan hangisi güven duymaya daha layiktir? Eger bilirseniz..."
Iman edenler ve imanlarina zulüm karistirmayan-lara gelince iste güven onlar içindir; hidayete erenler de onlardir.
Iste bu kavmine karsi Ibrahim’e verdigimiz hücce-timizdir. Biz diledigimizi derece derece yükseltiriz. Muhakkak Rabbin Hakîm’dir, Alîm’dir.
O’na Ishak’i ve Yakub’u verdik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce de Nuh’u ve onun soyundan Da-vud’u, Süleyman’i, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yi ve Ha-run’u da hidayete erdirdik. Biz iyilik yapanlari iste böy-le mükafatlandiririz.
Zekeriyya’yi, Yahya’yi, Isa’yi ve Ilyas’i da... Hepsi de salihlerdendi.
Ismail’i, Elyesa’yi, Yunus’u ve Lut’u da. Hepsini alemlere üstün kildik.
Babalarindan, soylarindan ve kardeslerinden kimini de... Onlari seçtik ve onlari dosdogru yola ilettik.
Bu, Allah’in hidayetidir. Kullarindan diledigini onunla hidayete erdirir. Eger onlar da sirk kossalardi yaptiklari bosa giderdi.
Onlar kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdi-gimiz kimselerdir. Onlari inkâr ediyorlarsa, onlari inkâr etmeyen bir toplulugu onlara vekil kilmisizdir.
Iste bunlar Allah’in hidayet ettigi kimselerdir. O halde sen de onlarin dogru yoluna uy. De ki: "Ben bu-nun için bir ücret istemiyorum. O ancak alemler için ögüttür."
Allah’i hakkiyla O’nun kadrini geregi gibi takdir edemediler de: "Allah besere hiçbir sey indirmemis-tir." dediler. De ki: "O halde Musa’nin insanlar için bir nur ve hidayet olarak getirdigi kitabi kim indirdi, ki siz onu parça parça kâgitlar haline getirip kimini açikliyor, pek çogunu da gizliyorsunuz? Üstelik sizin bilmediginiz atalarinizin da bilmedigi seyler size ögretilmis-tir." Sen: "Allah’tir." de sonra onlari birak daldiklari batakta oynayadursunlar.
Iste bu da kendisinden öncekileri dogrulayici olmak üzere sehirlerin anasi ile çevresindekileri uyarman için bizim gönderdigimiz mübarek bir kitaptir. Ahirete iman edenler ona da iman ederler. Onlar namazlarini da mu-hafaza ederler.
Allah’a yalan iftira edenden yahut kendisine hiçbir sey vahyolunmamisken "Bana da vahyolundu." Diyen-den, bir de: "Allah’in indirdiginin benzerini ben de in-diririm." diyenden daha zalim kim olabilir? Sen zalim-leri ölümün sikintilari içinde meleklerin de ellerini uza-tarak: "Canlarinizi çikarin! Allah’a karsi hak olmayani söylediginiz ve O’nun ayetlerine karsi kibirlendiginiz için bugün alçaltici bir azapla cezalandirilacaksiniz.!" derlerken bir görsen!
Andolsun ki bize sizi ilk defa yarattigimiz gibi tek basina geldiniz ve size bagisladigimiz seyleri arkanizda biraktiniz. Içinizden gerçekten ortak olduklarini bos ye-re iddia ettiginiz sefaatçilerinizi de yaninizda görmüyo-ruz. Andolsun, onlarla aranizdaki baglar kopmus ve id-dia ettikleriniz sizden uzaklasip gitmistir.
Süphesiz ki Allah taneyi ve çekirdegi yaran; ölüden diriyi, diriden de ölüyü çikarandir. Iste Allah budur. O halde nasil döndürülüyorsunuz?
Sabahi yaran, geceyi sükunet kilan, günesi ve ayi da birer hesap ölçüsü yapan O’dur. Iste bu Azîz ve Alîm olan Allah’in takdiridir.
Karanin ve denizin karanliklarinda onlarla yolunu-zu bulasiniz diye sizin için yildizlari yaratan O’dur. Muhakkak biz ayetleri bilen bir topluluk için genisçe açikladik...
Sizi tek bir nefisten meydana getiren O’dur. Sonra bir yerlesme yeri bir de emanet yeri vardir. Muhakkak biz ayetleri kavrayabilen bir topluluk için genisçe açik-ladik.
Gökten su indiren de O’dur. Biz bununla her türlü bitkiyi çikardik. Ondan bir yesillik çikardik. Ondan da birbiri üzerine binmis taneler çikardik. Hurma tomurcu-gundan yere sarkmis salkimlar, birbirine hem benze-yen, hem benzemeyen üzüm baglari, zeytin ve nar bah-çeleri... Meyvesine bir meyve verdigi zaman, bir de ol-gunlastigi zaman bakiverin. Süphesiz bütün bunlarda iman eden bir toplum için ayetler vardir.
Cinleri Allah’a ortak kostular; halbuki onlari O yaratmistir. Bir de bilgisizce O’na ogullar ve kizlar uy-durdular. O ise onlarin nitelemelerinden münezzehtir.
Gökleri ve yeri örneksiz olarak yaratan O’dur. O’nun bir esi yokken nasil çocugu olabilir?! Her seyi yaratan O’dur. Süphesiz O her seyi hakkiyla bilendir.
Iste sizin Rabbiniz olan Allah! O’ndan baska ilah yoktur. Her seyin yaraticisidir. O halde yalniz O’na iba-det edin. Süphesiz O herseye vekildir.
Gözler O’nu idrak edemez. O, ise bütün gözleri idrak eder. Süphesiz O Latîf’tir, Habîr’dir.
Muhakkak ki size Rabbinizden basiretler gelmis-tir. Artik kim görürse kendi lehine kim de görmezse kendi aleyhinedir. Ben üzerinize bir koruyucu degilim.
Iste biz ayetleri böylece çesitli biçimlerde açikli-yoruz ki onlar: "Sen okumussun" desinler ve biz de bilen bir topluluga onu apaçik gösterelim.
Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan baska ilah yoktur. Müsriklerden de yüz çevir!
Allah dileseydi onlar sirk kosmazlardi. Biz seni onlar üzerine bir gözetleyici kilmadik; sen onlar üzeri-ne bi vekil de degilsin.
Onlarin Allah’tan baska yalvardiklarina sövmeyin ki onlar da bilgisizce haddi asarak Allah’a söverler. Iste biz her ümmete yaptiklarini böyle süsledik. Sonra niha-yet onlarin dönüsleri yalniz Rabblerinedir. O yapmakta olduklari seyleri onlara haber verecektir.
Kendilerine bir ayet gelse mutlaka ona iman ede-ceklerine dair kuvvetlice Allah adina yemin ettiler. De ki: "Ayetler ancak Allah katindandir ki onlara geldigi zaman da kesinlikle iman etmeyeceklerinin farkinda degil misiniz?"
Biz onlarin kalplerini ve gözlerini ilkinde iman et-medikleri gibi tersine çeviririz de onlari azginliklari içinde kör ve saskin birakiriz.
Biz onlara gerçekten de melekleri indirseydik, on-larla ölüler konussaydi ve her seyi karsilarina toplasay-dik –Allah’in dilemesi müstesna- onlar yine de iman et-meyeceklerdi. Fakat onlarin pek çogu bilmez.
Biz böylece her nebiye insan ve cin seytanlarini düsman kildik. Onlardan kimisi kimini aldatmak için yaldizli sözler fisildar. Rabbin dileseydi bunu yapamaz-lardi. Artik sen de onlari iftiralari ile basbasa birak.
Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri de ona meylet-sin, ondan hoslansinlar ve yüklenebildiklerini yüklen-sinler.
"O size kitabi açiklanmis olarak indirdigi halde Allah’tan baska bir hakem mi arayayim?" Kendilerine kitap verdiklerimiz bunun kesinlikle Rabbinden bir hak olarak indirildigini bilirler. O halde sakin süphelenen-lerden olma!
Rabbinin kelimeleri dogruluk ve adalet bakimin-dan tamamlanmistir. O’nun kelimelerini degistirebile-cek yoktur. Süphesiz O Semî’dir, Alîm’dir.
Yeryüzünde bulunanlarin çogunluguna itaat ede-cek olursan seni Allah yolundan saptirirlar. Çünkü on-lar ancak zanna uyarlar; onlar ancak yalan söylerler.
Muhakkak Rabbin kendi yolundan sapanlari daha iyi bilir. O hidayete erenleri de hakkiyla bilir.
O’nun ayetlerine iman edenlerseniz üzerlerine Al-lah’in adi anilanlari yiyin.
Size ne oluyor da üzerine Allah’in adi anilanlar-dan yemiyorsunuz? Halbuki O, süphesiz –onlara zaru-ret sebebiyle ihtiyaç duymaniz müstesna- haram kildigi seyleri size ayri ayri açiklamistir. Buna ragmen pek ço-gu arzularina uyarak bilgisizce saptiriyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi asanlari hakkiyla bilir.
Günahin açigini da gizlisini de birakin! Muhakkak günah kazananlar yüklendikleri sebebiyle cezalandirila-caklardir.
Üzerine Allah’in adi anilmayanlari yemeyin, çün-kü bu elbette fisktir! Muhakkak ki seytanlar, sizinle mücadele etmeleri için dostlarina telkinde bulunurlar. Onlara itaat ederseniz, muhakkak siz de müsriklerden olursunuz!
Ölü iken kendisini dirilttigimiz ve insanlar arasin-da yürümesi için kendisine bir nur verdigimiz kimse karanliklarda kalip çikis yolu bulamayan kimse gibi midir? Iste kâfirlere yaptiklari seyler böyle süslü göste-rilmektedir.
Böylece biz her ülkenin önde gelenlerini –orada hileli düzenler kursunlar diye- günahkârlari kildik. Oy-sa onlar hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da far-kina varmazlar!..
Onlara bir ayet geldigi zaman: "Allah’in rasulle-rine verilenin benzeri bize de verilinceye kadar biz asla iman etmeyiz!?" derler. Allah risaletini kime verecegini daha iyi bilir. Günahkârlara hileleri sebebiyle Allah ta-rafindan bir alçaklik ve siddetli bir azap erisecektir.
Allah kimi hidayete erdirmek isterse onun sinesini Islam’a açar; kimi de saptirmak isterse onun sinesini göge çikiyormuscasina daraltir. Allah iman etmeyenle-rin üzerine iste böyle rics çökertir.
Iste bu da Rabbinin dosdogru yoludur. Muhakkak biz iyice düsünen bir topluluk için ayetleri geniççe a-çikladik.
Onlar için Rableri katinda selamet yurdu vardir. Yaptiklari sebebiyle O kendilerinin velisidir.
O gün onlarin hepsini bir araya toplayacak: "Ey cin toplulugu! Insanlardan bir çogunu kendinize uydur-dunuz." Onlarin dostlari olan insanlar söyle diyecek: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden faydalandi ve bizim için belirledigin süreye ulastik." Buyuracak ki: "Al-lah’in diledigi müstesna sizin barinaginiz içinde ebedi kalacaginiz atestir." Muhakkak ki Rabbin Hakîm’dir, Alîm’dir.
Biz kazanmakta olduklari sebebiyle zalimlerin ki-mini kimine iste böyle musallat ederiz.
"Ey cin ve insan toplulugu! Içinizden size ayetle-rimi okuyan ve sizi bu gününüzün gelip çatacagi ile uyaran rasullerimiz gelmedi mi?" Onlar: "Biz nefisleri-mize karsi sahitlik ederiz." derler. Dünya hayati onlari aldatti ve gerçekten kâfir olduklarina dair nefislerine karsi sahitlik ettiler.
Bu su sebepledir ki, Rabbin halki habersiz iken ül-keleri zulmederek helak edici degildir.
Herkes için yaptiklarina göre dereceler vardir; Rabbin onlarin yaptiklarindan gafil degildir.
Rabbin Ganiyy’dir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi giderir ve sizden sonra yerinize diledigini getirir. Tipki sizi baska bir kavmin soyundan yarattigi gibi...
Muhakkak size vaad edilen kesinlikle gelecektir. Siz aciz birakacak degilsiniz!
De ki: "Ey kavmim gücünüz yettigince yapacagi-nizi yapin. Ben de yapiyorum. Bu yurdun sonunun ki-min olacagini yakinda bileceksiniz! Muhakkak zalimler kurtulusa eremezler..."
O’nun yarattigi ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayirdilar da kendilerinin bos iddialarina göre: "Bu Allah’in, bu da ortaklarimizindir!?" dediler. Or-taklarina ait olan Allah’a ulasmiyor, Allah’a ait olan ise ortaklarina ulasiyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!..
Bunun gibi, müsriklerden pek çoguna çocuklarini öldürmeyi kendi ortaklari süslü göstermistir ki hem on-lari helak etsinler hem de dinlerini karistirsinlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardi. O halde sen onlari iftira-lari ile basbasa birak.
Kendi zanlarinca dediler ki: "Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdir. Onlari diledigimiz kimselerden baskasi yiyemez. Bazi hayvanlarin da sirtlari haram ki-linmistir." Öyle hayvanlar da vardir ki –O’na iftira et-mek suretiyle- üzerlerine Allah’in adini anmazlar. O, onlarin iftira ettikleri seyler sebebiyle cezalandiracaktir.
Bir de dediler ki: "Bu hayvanlarin karinlarinda olan sadece erkeklerimize aittir, kadinlarimiza ise ha-ramdir. Eger ölü dogarsa onlar da buna ortaktir." O, onlara yakistirmalarinin cezasini yakinda verecektir. Muhakkak ki O, Hakîm’dir, Alîm’dir.
Çocuklarini bilgisizlik sebebiyle akilsizca öldü-renler ve O’nun rizkini Allah’a iftira ederek haram sa-yanlar muhakkak hüsrana ugramislardir. Elbette ki on-lar sapmis ve dogru yolu da bulamamislardir.
Asmali ve asmasiz baglari, tadlari farkli hurmala-ri, ekinleri, hem birbirine benzeyen hem de benzeme-yen zeytinleri, narlari meydana getiren O’dur. Her biri meyve verdigi zaman meyvelerinden yiyin. Hasad günü de hakkini verin israf etmeyin. Muhakkak ki O, israf edenleri sevmez.
Davarlardan yük tasiyani ve dösek yapilani da. Allah’in size verdigi riziktan yiyin ve seytanin adimla-rina uymayin çünkü o, sizin için apaçik bir düsmandir.
Sekiz es; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "Onlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disi-nin rahimlerinde barindirdiklarini mi haram kildi? Dogru kimseler iseniz bana bir ilimle haber verin."
Deveden de iki, sigirdan da iki... De ki: "Onlarin erkeklerini mi, disilerini mi yahut bu iki disinin rahim-lerinde barindirdiklarini mi haram kildi? Yoksa Allah bunu size tavsiye ettigi zaman sahit miydiniz? Bilgisiz-ce insanlari saptirmak için bir yalani Allah’a iftira eden kimseden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez."
De ki: "Bana vahyolunanlar arasinda onlari yi-yecek olan kimseye haram kilinmis bir yiyecek bulami-yorum. Ancak ölü veya akan kan, domuz eti –ki o ger-çekten de murdardir- yahut Allah’tan baskasi adina ses yükselti-lerek kesilen-ler bir fisk olmasi müstesna. Her kim de çaresiz, haddi asmamak ve taskinlik etmemek üzere mecbur kalirsa muhakkak Rabbin Gafûr’dur, Ra-hîm’dir."
Yahudilere de tirnakli hayvanlarin hepsini haram kildik. Sigir ve koyunun sirtlarina veya bagirsaklarina yapisan ya da kemige karisanlar müstesna iç yaglarini da onlara haram kildik. Taskinlik ettikleri için onlari is-te bununla cezalandirdik. Muhakkak biz sadik olanla-riz.
Seni yalanlarlarsa de ki: "Rabbiniz genis bir rah-met sahibidir. Fakat buna ragmen O’nun azabi günah-kârlar toplulugundan geri çevrilmez."
Müsrikler: "Allah dileseydi biz de atalarimiz da Allah’a sirk kosmaz ve hiçbir seyi haram kilmazdik." diyecekler. Onlardan öncekiler de azabimizi tadincaya kadar iste böyle yalanladilar. De ki: "Yaninizda bize çi-karabileceginiz bir bilgi var mi? Siz ancak zanna uyu-yorsunuz ve siz yalnizca yalan söylüyorsunuz."
De ki: "Apaçik delil Allah’indir. O dileseydi elbe-tte hepinizi hidayete erdirirdi."
De ki: "Allah bunu haram kildi diye sahitlik ede-cek sahitlerinizi getirin." Eger onlar sahitlik ederlerse sen onlarla birlikte sahitlik etme. Ayetlerimizi yalanla-yanlarin ve ahirete iman etmeyenlerin arzularina uyma ki onlar Rablerine es tutmaktadirlar.
De ki: "Gelin Rabbinizin neleri haram kildigini okuyayim. O’na hiçbir seyi sirk kosmayin, ana babaya iyilik edin. Yoksulluk endisesiyle çocuklarinizi öldürme-yin; çünkü sizin de onlarin da rizkini biz veririz. Çirkin-ligin açigina da gizlisine de yaklasmayin, Allah’in ha-ram kildigi cani öldürmeyin –ancak hak ile olmasi müs-tesna- iste bunlar Allah’in size kendisiyle tavsiyede bu-lundugu seylerdir, umulur ki akledersiniz."
"Yetimin malina yaklasmayin. Ancak rüsdüne eri-sinceye kadar en güzel bir sekilde olmasi müstesna. Öl-çüyü ve tartiyi adaletle tam yapin. Biz hiçbir nefse gü-cünün yettiginden baskasini yüklemeyiz. Konustugunuz zaman –akrabaniz da olsa- adaletli olun, Allah’in ah-dine vefa gösterin. Iste bunlar Allah’in size kendisiyle tavsiyede bulundugu seylerdir. Umulur ki düsünürsü-nüz..."
Muhakkak ki benim dosdogru yolum budur; o hal-de ona uyun; sizi O’nun yolundan ayiracak yollara uy-mayin. Iste bu size kendisiyle tavsiyede bulunulan sey-dir. Umulur ki sakinirsiniz...
Sonra biz Musa’ya, iyi davrananlara nimetimi-ta-mamlamak ve her seyi ayri ayri açiklamak üzere bir hi-dayet ve rahmet olan Kitabi verdik. Umulur ki Rableri-ne kavusacaklarina iman ederler.
Iste bu da indirdigimiz mübarek bir kitaptir. O halde ona uyun ve sakinin ki merhamet olunasiniz.
"Bizden önce kitap yalniz iki topluluga indirildi ve biz onlarin ögrendiklerinden habersizdik." demeyesi-niz.
Ayrica: "Bize de kitap indirilseydi muhakkak on-lardan daha fazla dogru yolda olurduk." demeyesiniz diye iste size Rabbinizden apaçik bir belge, bir hidayet ve rahmet gelmistir. Allah’in ayetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayet-lerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle yakinda çok kötü bir azapla azaplandiracagiz.
Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini ve-ya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin ayetlerinden bir kisminin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerin-den geldigi gün daha önce iman etmemis veya imanin-da bir hayir kazanmamis olan kimseye imani fayda ver-mez. De ki: "Bekleyin, elbette biz de beklemekteyiz."
Gerçekten de dinlerini parça parça edip gruplara ayrilanlar var ya, sen hiçbir seyde onlardan degilsin. Onlarin isi ancak Allah’a aittir. Sonra O, yaptiklarini onlara haber verecektir.
Her kim iyilikle gelirse kendisine onun on misli vardir. Her kim de bir kötülükle gelirse ancak onun misli ile cezalandirilir ve onlar zulmolunmazlar.
De ki: "Muhakkak ki Rabbim beni dosdogru bir yola, dimdik ayakta duran bir dine, Ibrahim’in dinine iletti. O müsriklerden olmadi."
De ki: "Muhakkak ki benim namazim, kurbanim, ibadetlerim, hayatim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir."
"O’nun hiçbir ortagi yoktur, ben böyle emrolun-dum ve ben müslümanlarin ilkiyim."
De ki: "Allah her seyin Rabbi iken ben Allah’tan baska bir rab mi arayayim? Her bir nefis ancak kendi aleyhine kazanir. Günahkâr olan, baskasinin günahini yüklenmez. Sonra dönüsünüz ancak Rabbinizedir. O si-ze bakarak anlasmazliga düstügünüz seyleri haber ve-recektir."
Sizi yeryüzünün halifeleri yapan ve size verdikle-riyle sizi denemek için kiminizi kiminize derecelerle üstün kilan O’dur. Muhakkak ki Rabbin cezalandirmasi çok çabuk olandir. Muhakkak ki O, elbette Gafûr’dur, Rahîm’dir.
