Andolsun Tur’a,
Satir dizili kitaba,
Yayilmis ince deri üzerine,
Beyt-i Ma’mur’a,
Yükseltilmis tavana,
Kabarip tutusan denize,
Süphesiz Rabbinin azabi kesin olarak gerçeklesecektir.
Onu önleyebilecek yoktur.
O gün gök, sarsilip-çalkalanir.
Ve daglar bir yürüyüsle yürür.
Iste o gün yalanlayanlara veyl olsun!
Ki onlar, daldiklari batil içinde oynar dururlar.
Cehenem atesine, küçültücü bir sürüklenme ile sürüklenecekleri gün;
"Iste sizin yalanladiginiz ates budur."
"Bu bir büyü müdür? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?"
"Girin ona; artik ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz, ancak islediklerinizin karsiligini alacaksiniz."
Hiç süphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler.
Rablerinin verdikleriyle sevinçli ve mutludurlar. Rab-leri kendilerini çilginca yanan cehennemin azabindan korumustur.
"Yaptiklarinizdan dolayi afiyetle yiyin ve için."
Özenle dizilmis tahtlar üzerinde yaslanmislardir. Ve biz onlari iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmisiz.
Iman edenler ve soylari kendilerini imanda izleyenler; biz onlarin soylarini da kendilerine katip-ekledik. Onlarin amellerinden hiç bir seyi eksiltmedik. Her kisi kendi kazandigina karsilik bir rehindir.
Onlara istek duyup-arzuladiklari meyvelerden ve etten bol bol verdik.
Orada bir kadeh kapisir-çekisirler ki, onda ne bos ve saçma bir söz, ne de günaha sokma yoktur.
Etraflarinda, sedefleri içinde gizlenmis incileri andiran delikanli hizmetçiler dolasir durur.
Birbirlerine dönerek karsilikli soru sorarlar:
Dediler ki: "Gerçekten biz, daha önce ailelerimiz ara-sinda korku içinde idik."
"Simdi Allah, bize lütufta bulundu ve hücrelere kadar isleyen kavurucu azabdan korudu."
"Süphesiz biz bundan önce O’na dua ederdik. Ger-çekten O, evet O ihsani boldur, Rahîm’dir."
Su halde sen, ögüt verip-hatirlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle kahin de degilsin, deli de degilsin.
Yoksa onlar: "O bir sairdir, biz onun zamanin izdirap veren musibetlerine ugramasini bekliyoruz." mu diyorlar?
De ki: "Bekleyedurun. Süphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
Yoksa bunu kendilerine saçma-akillari mi emrediyor? Yoksa onlar azgin bir kavim midir?
Yoksa: "Onu kendisi uydurup düzüyor." mu diyorlar? Hayir, onlar iman etmiyorlar.
Su halde, eger dogru söyleyenlerden iseler, onun ben-zeri bir söz getirsinler.
Yoksa onlar, hiç bir sey olmaksizin mi yaratildilar? Yoksa yaraticilar kendileri mi?
Yoksa gökleri ve yeri onlar mi yarattilar? Hayir; onlar, kesin bir bilgiyle inanmiyorlar.
Yoksa Rabbinin hazineleri onlarin yaninda midir? Yoksa üstün güç sahipleri kendileri midir?
Yoksa onlarin dinlemek için merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyicileri apaçik bir delil getirsin.
Yoksa kizlar O’nun da erkekler sizin mi?
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksiz bir borçtan dolayi agir bir yük altindalar?
Yoksa gayb onlarin yanindadir da onlar mi yaziyorlar?
Yoksa onlar, hileli bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fa-kat küfürlerinde bilinçli olarak israr edenler hileli düzene düsecek olanlardir.
Yoksa onlarin Allah’in disinda baska bir ilahlari mi var? Allah, onlarin sirk kostuklarindan münezzehtir.
Eger gökten düsen bir parça görseler: "Üstüste yigil-mis bir buluttur." diyeceklerdir.
Simdi onlari, baygin düsüp yikilacaklari günleri ile karsilasana kadar birak.
O gün, ne hileli düzenleri kendilerine herhangi bir seyle yarar saglayacak, ne yardim görecekler.
Süphesiz zulmedenlere bundan önce de bir azab vardir; fakat onlarin çogu bilmiyorlar.
Artik Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkisinda Rabbini hamd ile tesbih et.
Gecenin bir kisminda da, yildizlarin kaybolmasi vaktinde de O’nu tesbih et.
