Andolsun tozu dumana katip savuranlara,
Derken agir yük tasiyanlara,
Sonra kolaylikla akip gidenlere,
Sonra isi taksim edenlere ki,
Size va’dedilmekte olan, hiç tartismasiz dogrudur.
Ve süphesiz ki din elbette gerçeklesecektir.
Andolsun güzel yollari bulunan göge ki,
Gerçekten siz birbirini tutmayan sözler içindesiniz.
Ondan çevrilen çevrilir,
Kahrolsun o zan ve tahminle yalan söyleyenler;
Onlar ki, kusatici bir cehalet içinde gafil kimselerdir.
"Din günü ne zaman?" diye sorarlar.
O gün onlar, atesin üstünde tutulup-eritilecekler:
"Tadin fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durdugunuz seydir."
Süphesiz muttakiler, cennetlerde ve pinarlardadirlar;
Rablerinin kendilerine verdigini alirlar. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda bulunanlardi.
Gecenin az bir bölümünde uyurlardi.
Onlar, seher vakitlerinde istigfar ederlerdi.
Mallarinda dilenenin ve yoksulun da bir hakki vardir.
Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardir.
Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musu-nuz?
Gökte rizkiniz vardir ve size va’dolunmakta olan da.
Iste, gögün ve yerin Rabbine andolsun ki, süphesiz o sizin konustuklariniz kadar, elbette kesin bir gerçektir.
Ibrahim’in serefli kilinmis konuklarinin haberi sana geldi mi?
Hani yanina girdiklerinde: "Selam." demislerdi. O da: "Selam." demisti. "Yabanci bir topluluk."
Hemen sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden se-miz bir buzagi ile geldi.
Onu önlerine yaklastirip: "Yemez misiniz?" dedi.
Içinde onlardan gizli bir korku duydu. "Korkma!" de-diler ve ona bilgili bir ogul müjdesini verdiler.
Bunun üzerine hanimi çigliklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "Kisir, yasli bir kadin!" dedi.
Dediler ki: "Bu böyledir. Rabbin buyurdu." Süphesiz Hakîm ve Alîm olan O’dur, O!
Dedi ki: "Ey elçiler, o halde asil isiniz nedir?"
Dediler ki: "Süphe yok ki biz, günahkar bir topluluga gönderildik."
"Üzerlerine çamurdan taslar atalim diye;"
"Rabbinin katinda ölçüyü kaçiranlar için isaretlenmistir."
Bu arada mü’minlerden orada kim varsa çikardik.
Ne var ki orada müslümanlardan bir ev halkindan baska-sini bulmadik.
Ve orada, aci bir azaptan korkanlar için bir alamet birak-tik.
Musa’da da... Hani biz onu apaçik bir delille Firavun’a göndermistik.
Fakat o, bütün güç kaynaklariyla yüz çevirip: "Sihirbaz veya delidir." dedi.
O, kinanacak isler yaptigi için, biz onu ve ordularini yakalayip denize attik.
Ad’da da... Hani onlarin üzerine köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.
Üzerinden geçtigi hiç bir seyi birakmiyor, mutlaka çürütüp kül gibi dagitiyordu.
Semud’da da... Hani onlara: "Belli bir süreye kadar yararlanin." denmisti.
Ancak Rablerinin emrine baskaldirdilar; böylece bakip-dururlarken, onlari yildirim çarpip-yakaladi.
Artik ne ayaga kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardim bulabildiler.
Bundan önce Nuh kavmini de... Çünkü onlar da fasik bir kavim idi.
Biz gögü büyük bir kudretle bina ettik ve süphesiz biz genisleticileriz.
Yeri de biz döseyip-yaydik; ne güzel döseyici!
Ve biz her seyi iki çift yarattik. Umulur ki ögüt alip düsü-nürsünüz.
Öyleyse Allah’a dogru kaçin. Gerçekten ben sizi O’ndan yana açikça korkutup-uyariyorum.
Allah ile birlikte baska bir ilah edinmeyin. Gerçekten ben sizi O’ndan yana açikça korkutup-uyariyorum.
Iste böyle; onlardan öncekiler de bir rasul gelmeyiversin; mutlaka: "Sihirbaz veya deli." derlerdi.
Onlar bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayir; onlar azgin ve taskin bir kavimdirler.
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artik kinanacak degilsin.
Ama ögüt verip-hatirlat; gerçekten ögütle hatirlatma, mü’minlere yarar saglar.
Ben cinleri ve insanlari yalnizca bana ibadet etsinler diye yarattim.
Ben onlardan bir rizik istemiyorum ve onlarin beni doyu-rup-beslemelerini de istemiyorum.
Süphesiz Allah, evet O, Rezzak ve metin kuvvet sahibidir.
Artik gerçekten, zulmedenler için, arkadaslarinin günahlarina benzer bir günah vardir. Su halde acele etmesinler.
Tehdit olunduklari o günlerinden dolayi küfürlerinde bilinçli olarak israr edenlere veyl olsun!
