Ha, Mim.
Apaçik Kitaba andolsun;
Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik, süphe-siz biz uyaranlariz.
Ki onda her hikmetli is ayrilir.
Katimizdan bir emir ile; dogrusu biz gönderenleriz.
Rabbinden bir rahmet olarak. Süphesiz Semi’, Alîm olan O’dur, O!
Eger kesin bir bilgiyle inaniyorsaniz, göklerin, yerin ve bu ikisi arasinda bulunanlarin Rabbidir.
O’ndan baska ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmis atalarinizin da Rabbidir.
Hayir, onlar süphe içindedirler; oynayip-oyalaniyorlar.
Öyleyse sen, gögün açikça bir duman getirecegi günü gözle;
Insanlari sarip-kusativerir; iste bu, aci bir azabtir.
"Rabbimiz, azabi üstümüzden açip-gider; çünkü biz iman edicileriz."
Onlar için ögüt alip-düsünmek nerede? Onlara açikla-yan bir rasul gelmisti.
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "Ögretil-mistir, bir delidir."
Biz sizden bu azabi biraz açip-giderecegiz; fakat süp-hesiz siz, yine geri dönenlersiniz.
Büyük bir siddetle yakalayacagimiz gün; elbette biz in-tikam alacagiz.
Andolsun biz kendilerinden önce, Firavun’un kavmini de denedik. Onlara çok yüce ve serefli bir rasul gelmisti.
"Allah’in kullarini bana geri verin. Süphesiz ki ben size çok güvenilir bir rasulüm."
"Allah’a karsi büyüklenmeyin; süphesiz size apaçik bir delil getiriyorum."
"Ve dogrusu ben, sizin tasa tutmanizdan benim de Rab-bim, sizin de Rabbiniz olana sigindim."
"Eger bana inanmiyorsaniz, bu durumda benden kopup-ayrilin."
Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler." diye dua etti.
"Öyleyse, kullarimi geceleyin yürüyüse geçir, muhakkak takip edileceksiniz."
"Denizi durgun ve açik birak. Çünkü onlar suda bogulacak bir ordudur."
Onlar nice bahçeler ve pinarlar terk etmislerdi;
Ekinler, güzel konaklar,
Ve içlerinde sevinç ve mutluluk içinde yasadiklari nimet-ler,
Iste böyle; biz bunlari baska bir kavime miras olarak ver-dik.
Onlar için ne gök, ne yer aglamadi ve onlar ertelenmedi.
Andolsun, biz Israilogullarini o alçaltici azabtan kurtardik.
Firavun’dan. Çünkü o, ölçüyü tasiran bir mütekebbirdi.
Andolsun, biz onlari bir ilim üzere alemlere üstün kildik.
Ve onlara, her birinde açik birer imtihan bulunan ayetler verdik.
Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:
"Bizim yalnizca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldirilacak degiliz."
"Eger dogru sözlüyseniz, su halde atalarimizi getirin bakalim."
Onlar mi hayirli, yoksa Tubba’ kavmi ve onlardan önceki-ler mi? Biz onlari helak ettik. Çünkü onlar suçlu-günahkârdi.
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari bir oyun ve oyalanma konusu olsun diye yaratmadik.
Biz onlari yalnizca hak ile yarattik. Ancak onlarin çogu bilmezler.
Süphesiz o ayirma günü, hepsinin vakitleridir.
O gün bir dost dosttan yana herhangi bir seyle yarar saglayamaz. Ve onlara yardim edilmez.
Ancak Allah’in rahmet ettigi baska. Süphesiz Azîz, Rahîm olan O’dur, O!
Dogrusu, o zakkum agaci;
Günahkar olanin yiyecegidir.
Pota gibi karinlarda kaynar-durur;
Kaynar-suyun kaynamasi gibi.
"Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin."
"Sonra kaynar suyun azabindan basinin üstüne dökün;"
"Tad; çünkü sen, üstün, onurluydun."
"Gerçekten bu, sizin kuskuya kapildiginiz seydir."
Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadirlar.
Cennetlerde ve pinarlarda.
Hafif ipekten ve agir islenmis atlastan giyinirler, karsilikli otururlar.
Iste böyle; ve biz onlari iri gözlü hurilerle evlendir-misizdir.
Orda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar.
Orda, ilk ölümün disinda baska ölüm tatmazlar. Ve onlari cehennem azabindan korumustur.
Senin Rabbinden bir lütuf olarak. Iste büyük mutlu-luk ve kurtulus budur.
Belki onlar ögüt alip-düsünürler diye, biz onu senin dilinle kolaylastirdik.
Öyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözle-yip-bekliyorlar.
