Ha, Mim.
Ayn, Sin, Kaf.
Azîz, Hakîm Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.
Göklerde ve yerde olanlar O’nundur. Süphesiz O, Aliyy’dir, Azîm’dir.
Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayip-parçalana-caklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler, yeryüzünde olanlara magfiret dilerler. Sunu bilin ki, gerçekten Allah Gafûr, Rahîm O’dur.
O’nun disinda veliler edinenlere gelince; Allah onla-rin üzerinde gözetleyicidir. Sen ise onlarin üzerinde bir vekil degilsin.
Hem sehirlerin anasini ve onun etrafinda bulunanlari uyarip korkutasin, hem de kendisinde süphe bulunma-yan toplanma günü ile uyarip korkutasin diye, sana da böylece arapça bir Kur’an vahyettik. Bir bölümü cen-nette, bir bölümü çilginca yanan atesin içerisindedirler.
Eger Allah dileseydi, elbette onlari tek bir ümmet ki-lardi. Fakat diledigi kimseyi rahmetine girdirir. Zalim-lere gelince; onlar için ne bir veli vardir, ne bir yardim-ci.
Yoksa O’nun disinda bir takim veliler mi edindiler? Iste Allah; veli O’dur, ölüleri dirilten O’dur. Süphesiz O, her seye kadirdir.
Herhangi bir sey hakkinda ihtilafa düserseniz, onun hakkinda hüküm vermek Allah’indir. Iste Rabbim olan Allah. Ben O’na tevekkül ettim ve yalnizca O’na dönüp-yönelirim.
O, göklerin ve yerin yaraticisidir. Size kendi nefis-lerinizden esler, davarlardan da çiftler var etti. O, sizi bu yolla üretip çogaltiyor. O’nun benzeri gibi olan hiç bir sey yoktur. Süphesiz O, Semî’dir, Basîr’dir.
Göklerin ve yerin anahtarlari O’nundur. O, diledi-gine rizki genisletip-yayar ve kisar da. Çünkü O, her seyi en iyi bilendir.
O: ‘Dini dosdogru ayakta tutun ve onda ayriliga düsmeyin.’ diye dinden Nuh’a vasiyet ettigini ve sana vahyettigimizi, Ibrahim’e, Musa’ya ve Isa’ya vasiyet ettigimizi size de seriat yapti. Senin kendilerini çagirdi-gin sey, müsriklere agir geldi. Allah, diledigini buna se-çer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.
Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnizca aralarindaki tecavüz ve haksizlik dolayisiyla ayriliga düstüler. Eger Rabbinden, belirli bir süreye kadar bir söz geçmis olmasaydi, muhakkak aralarinda hüküm ve-rilmisti. Süphesiz onlarin ardindan Kitaba mirasçi olan-lar ise, elbette onun hakkinda bir süphe ve tereddüt içindedirler.
Su halde, sen bundan dolayi davet et ve emrolundu-gun gibi dosdogru ol. Onlarin arzularina uyma ve de ki: "Allah’in indirdigi her kitaba iman ettim. Aranizda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle sizin aranizda artik bir delile gerek yoktur. Allah hepimizi bir arada toplayacaktir ve dönüs yalniz O’nadir."
O’nun çagrisi kabul edildikten sonra, Allah hak-kinda tartisanlarin delilleri Rableri katinda geçersizdir. Onlarin üzerinde bir gazap vardir ve siddetli bir azap onlaradir.
Allah hak ile Kitabi ve mizani indirdi. Ne bilirsin; kiyamet-saati belki de pek yakindir.
Ona iman etmeyenler, onun alelacele gelmesini is-terler. Iman edenler ise, ona karsi bir korku içindedirler ve onun gerçekten bir hak oldugunu bilirler. Iyi bilin ki kiyamet-saati hakkinda tartisanlar, gerçekten uzak bir sapiklik içindedirler.
Allah, kullarina karsi çok lütufkârdir, diledigine ri-zik verir. Süphesiz O, Kaviyy’dir, Azîz’dir.
Kim ahiret ekinini isterse, Biz ona kendi ekininde artirmalar yapariz. Kim de dünya ekinini isterse kendi-sine ondan bir seyler veririz. Ahirette ise onun hiç bir payi yoktur.
Yoksa onlarin birtakim ortaklari mi var ki, Allah’in izin vermedigi seyleri, dinden kendilerine bir seriat kil-dilar? Eger ayirdedici söz olmasaydi, elbette aralarinda hüküm verilirdi. Gerçekten zalimler için can yakici bir azap vardir.
Zalimleri kazandiklari dolayisiyla korkuyla titrer-lerken görürsün; o da üstlerine çöküvermistir. Iman edip salih amel isleyenler ise, cennet bahçelerindedir-ler. Onlar için Rableri katinda istedikleri her sey vardir. Iste bu, büyük lütfun ta kendisidir.
Iste Allah, iman edip salih amel isleyen kullarina böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben sizden buna kar-silik akrabalikta sevgiden baska bir ücret istemem." Kim bir iyilik kazanirsa, biz ondaki iyiligi artiririz. Ger-çekten Allah Gafûr’dur, Sekûr’dur.
Yoksa onlar: ‘Allah’a karsi yalan iftira etti’ mi di-yorlar? Oysa eger Allah dilerse senin de kalbini mühür-ler. Allah, batili yok edip-ortadan kaldirir ve kendi keli-meleriyle hakki hak olarak gerçeklestirir. Çünkü O, si-nelerin özünde olani çok iyi bilendir.
Kullarindan tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve islediklerinizi bilen O’dur.
O, iman edip salih amel isleyenlere icabet eder ve onlara lütfundan daha fazlasini da verir. Kâfirlere gelin-ce; onlara siddetli bir azap vardir.
Eger Allah, kullari için rizki genis tutup-yaysaydi, gerçekten yeryüzünde azarlardi. Ancak O, diledigi mik-tar ile indirir. Süphesiz O, kullarina karsi Habîr’dir, Ba-sîr’dir.
Ümitsizlige düsmelerinden sonra yagmuru indiren ve rahmetini serip-yayan O’dur. Süphesiz O, Veliyy’-dir, Hamîd’dir.
Göklerin ve yerin yaratilmasi ile onlarda her canli-dan türetip-yaymasi O’nun ayetlerindendir. Ve O, dile-yecegi zaman onlarin hepsini toplamaya kadirdir.
Size isabet eden her musibet, ellerinizin kazandigi dolayisiyladir. Çogunu da affeder.
Siz, yeryüzünde aciz birakabilecekler degilsiniz. Ve sizin Allah’in disinda ne bir veliniz vardir, ne bir yar-dimciniz.
Denizlerde yüksek daglar gibi akip giden gemiler de O’nun ayetlerindendir.
Eger dileyecek olsa, rüzgari durdurur, böylece onun üstünde kalakalirlar. Süphesiz ki bunlarda çok sabreden ve çok sükreden kimse için gerçekten ayetler vardir.
Ya da kazandiklari dolayisiyla onlari yok eder, bir çogunu da affeder.
Ayetlerimiz hakkinda mücadele edenler, kendileri için kaçacaklari bir yer olmadigini bilip-ögrensinler.
Size verilen herhangi bir sey dünya hayatinin ge-çimligidir. Allah katinda olan ise, iman edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayirli ve daha kalicidir.
Onlar ki, büyük günahlardan ve hayasizca davra-nislardan uzak dururlar, öfkelendiklerinde de bagislar-lar.
Onlar ki, Rablerinin çagrisini kabul ederler, namazi dosdogru kilarlar, isleri de aralarinda sûra iledir, rizik olarak verdigimiz seylerden de infak ederler.
Onlar ki, haklarina tecavüz edildigi zaman yardim-lasarak karsi koyarlar.
Bir kötülügün cezasi onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affeder ve islah ederse, artik onun ecri Allah’a ait-tir. Süphe yok ki O, zalimleri sevmez.
Kim de zulme ugradiktan sonra intikamini alirsa, artik onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.
Ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksiz yere taskinlik gösterenler aleyhine yol vardir. Iste bunlar için çok acikli bir azap vardir.
Bununla beraber kim de sabreder ve bagislarsa, muhakkak bu, üzerinde kararlilikla durmaya deger is-lerdendir.
Allah, kimi saptirirsa, artik bundan sonra onun hiç bir velisi yoktur. Azabi gördükleri zaman, o zalimleri bir görsen: "Geri dönmeye bir yol var mi?" derler.
Onlari, ona arz olunduklarinda zilletten boyunlarini bükmüs, göz ucuyla gizlice baktiklarini görürsün. Iman edenler de: "Gerçekten hüsrana ugrayanlar, kiyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakin akrabalarini da hüsrana ugratmislardir." dediler. Haberiniz olsun; ger-çekten zalimler, kalici bir azap içindedirler.
Onlarin Allah’in disinda kendilerine yardim edecek velileri de yoktur. Allah’in saptirdigi kimselerin yol bulmalarina imkan yoktur.
Allah’tan, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelme-den evvel, Rabbinize icabet edin. O günde sizin sigina-cak bir yeriniz de olmaz, hiç inkâr da edemezsiniz.
Eger yüz çevirecek olurlarsa, Biz seni onlarin üze-rine bir gözetleyici olarak göndermedik. Sana düsen, yalnizca tebligdir. Gerçek su ki, Biz insana tarafimiz-dan bir rahmet taddirdigimiz zaman, bundan dolayi o sevinir. Sayet ellerinin önden gönderdikleri sebebi ile onlara bir kötülük isabet etse, bu durumda insan süphe-siz bir nankör kesiliverir.
Göklerin ve yerin mülkü Allah’indir. Diledigini yaratir. Diledigine disiler armagan eder, diledigine de erkek armagan eder.
Veya erkekler ve disiler olarak çift verir. Diledigini de kisir birakir. Gerçekten O, Alîm’dir, Kadîr’dir.
Kendisiyle Allah’in konusmasi, bir beser için olacak sey degildir; ancak bir vahiy ile ya da perde arkasindan veya bir elçi gönderip kendi izniyle diledigine vahyetmesi baska. Süphesiz O, Aliyy’dir, Hakîm’dir.
Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu, kendisiyle kullarimizdan diledigimizi hidayete ilettigi-miz bir nur kildik. Süphesiz sen dosdogru bir yola hida-yet edersin.
Göklerde ve yerde bulunanlarin tümü kendisine ait olan Allah’in yoluna. Haberiniz olsun; bütün isler Al-lah’a döner.
