Tâ. Sîn. Mîm.
Bunlar, apaçik Kitab'in âyetleridir.
Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kiyacaksin!
Biz dilesek, onlarin üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunlari egilip kalir.
Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni ögüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
Üstelik (ona) "yalandir" derler; fakat alay edip durduklari seylerin haberleri yakinda onlara gelecektir.
Yeryüzüne bir bakmazlar mi! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetistirdik.
Süphesiz bunlarda bir nisâne vardir; ama çogu iman etmezler.
Süphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla sakinmayacaklar mi onlar? diye seslenmisti.
Musa söyle dedi: Rabbim! Dogrusu, beni yalancilikla suçlamalarindan korkuyorum.
(Bu durumda) içim daralir, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.
Onlarin bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
Allah buyurdu: Hayir! Ikiniz mucizelerimizle gidin. Süphesiz ki, biz sizinle beraberiz, isitmekteyiz.
Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
Israilogullarini bizimle beraber gönder.
(Kendisine Allah'in emri teblig edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alip büyütmedik mi? Hayatinin birçok yillarini aramizda geçirmedin mi?
Sonunda o yaptigin (kötü) isi de yaptin. Sen nankörün birisin!
Dedi ki: o isi o anda sonunun ne olacagini bilmeyerek yaptim.
Sizden korkunca da hemen aranizdan kaçtim. Sonra Rabbim bana hikmet bahsetti ve beni peygamberlerden kildi.
O nimet diye basima kaktigin ise, (aslinda) Israilogullarini kendine kul köle etmendir.
Firavun dedi ki: Âlemlerin Rabbi dedigin de nedir?
Musa cevap verdi: Eger isin gerçegini düsünüp anlayan kisiler olsaniz, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin Rabbidir.
Dedi ki: Etrafinda bulunanlara: Isitiyor musunuz?
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarinizin da Rabbidir.
Dedi ki: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir,
Dedi ki: Sayet aklinizi kullansaniz, O, dogunun, batinin ve ikisinin arasinda bulunanlarin Rabbidir.
Firavun: Benden baskasini tanri edinirsen, andolsun ki seni zindanliklardan ederim! dedi.
Dedi ki: Sana apaçik bir sey getirmis olsam da mi?
Firavun: Dogru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karsilik verdi.
Bunun üzerine Musa asâsini ativerdi; bir de ne görsünler, asâ apaçik koca bir yilan (oluvermis)!
Elini de çikardi; o da seyredenlere bembeyaz görünen!
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, dogrusu çok bilgili bir sihirbaz!
Sizi sihiriyle yurdunuzdan çikarmak istiyor. Simdi ne buyurursunuz?
Dediler ki: Onu ve kardesini egle ve sehirlere toplayici görevliler gönder;
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
Halka: Siz de toplaniyor musunuz (haydi hemen toplanin), denildi.
(Firavun'un adamlari:) Eger üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyariz, dediler.
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Sayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardir degil mi? dediler.
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç süphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksiniz.
Musa onlara: Ne atacaksaniz atin! dedi.
Bunun üzerine iplerini ve degneklerini attilar ve: Firavun'un kudreti hakki için elbette bizler galip gelecegiz, dediler.
Sonra Musa asâsini atti; bir de ne görsünler, onlarin uydurduklarini yutuveriyor!
Sihirbazlar derhal secdeye kapandilar.
"Alemlerin Rabbine, iman ettik" dediler.
"Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" .
Firavun, (kizginlik içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri ögreten büyügünüzmüs o! Ama simdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarinizi çaprazlama kestirecegim, hepinizi astiracagim!
"Zarari yok, dediler, (nasil olsa) biz süphesiz Rabbimize dönecegiz."
"Biz, ilk iman edenler oldugumuz için Rabbimizin hatalarimizi bagislayacagini umariz."
Musa'ya: Kullarimi geceleyin yola çikar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
Firavun da sehirlere (asker) toplayicilar gönderdi:
"Esasen bunlar, sayilari az, bölük pörçük bir cemaattir."
"(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmislerdir."
"Biz ise, elbette uyanik bir cemaatiz."
Ama biz onlari, bahçelerden, pinarlardan, çikardik.
Hazinelerden ve degerli bir yerlerden.
Böylece, bunlara Israilogullarini mirasçi yaptik.
Derken gün dogumunda onlarin ardina düstüler.
Iki topluluk birbirini görünce, Musa'nin adamlari: Iste yakalandik! dediler.
Dedi ki: Asla! Rabbim süphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.
Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. derhal yarildi, her bölük koca bir dag gibi oldu.
Ötekilerini de oraya yaklastirdik.
Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardik.
Sonra ötekilerini suda bogduk.
Süphesiz bunda bir ibret vardir; ama çoklari iman etmis degillerdir.
Süphesiz Rabbin, iste O, Aziz’dir, Rahim’dir.
Onlara Ibrahim’in haberini de oku.
Hani, babasina ve kavmine: "Siz neye ibadet ediyorsunuz?" demisti.
Demislerdi ki: "Putlara ibadet ediyoruz, bunun için sürekli onlarin önünde bel büküp egiliyoruz."
Dedi ki: "Peki, dua ettiginiz zaman onlar sizi isitiyorlar mi?"
"Ya da size bir yararlari veya zararlari dokunuyor mu?"
Dediler ki: "Hayir, ama biz atalarimizi böyle yapar bulduk."
Dedi ki: "Simdi neye ibadet ettiginizi gördünüz mü?"
"Hem siz, hem de eski atalariniz?"
"Iste bunlar, gerçekten benim düsmanimdir; yalnizca alemlerin Rabbi hariç."
"Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur."
"Bana yediren ve içiren O’dur."
"Hastalandigimda bana sifa veren O’dur."
"Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur."
"Din günü hatalarimi bagislayacagini umdugum da O’dur."
"Rabbim, bana hüküm bagisla ve beni salihlere kat."
"Sonrakiler arasinda bana dogruluk dili ver."
"Beni Na’îm cennetinin mirasçilarindan kil."
"Babami da bagisla. Çünkü o, sapitanlardandir."
"Ve beni diriltilecekleri gün küçük düsürme."
"Malin da, çocuklarin da bir yarar saglayamadigi bir günde."
"Allah’a selim kalb ile gelmis olanlar müstesna."
Cennet takva sahiplerine yaklastirilir.
Cehennem de azginlar için sergilenir.
Ve onlara denilir ki: "Ibadet etmekte olduklariniz nerede?"
"Allah’in disinda olanlar; size yardimlari dokunuyor mu veya kendilerine yardimlari oluyor mu?"
Artik onlar ve azginlar onun içine dökülüverilmistir.
Ve Iblis’in bütün ordulari da.
Onlar orada tartisarak derler ki:
"Andolsun Allah’a, biz gerçekten apaçik bir sapiklik içindeymisiz."
"Çünkü sizi alemlerin rabbi ile esit tutuyorduk."
"Bizi suçlulardan baskasi saptirmadi."
"Artik bizim için ne bir sefatçi var."
"Ne de yakin bir dost."
"Bizim için bir kere daha dönüs olsaydi da iman edenlerden olabilseydik."
Süphe yok ki bunda bir âyet vardir. Fakat onlarin çogu mü’min degillerdi.
Muhakkak Rabbin Azîz’dir, Rahîm’dir.
Nuh kavmi de peygamberleri yalancilikla suçladilar.
Kardesleri Nuh onlara söyle demisti:sakinmaz misiniz?
Bilin ki ben, size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Onun için, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
Onlar söyle cevap verdiler: Sana düsük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!
Nuh dedi ki: Onlarin yaptiklari hakkinda bilgim yoktur.
Onlarin hesabi ancak Rabbime aittir. Bir düsünseniz!
Ben iman eden kimseleri kovacak degilim.
Ben ancak apaçik bir uyariciyim.
Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, taslanmislardan olacaksin!
Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancilikla suçladi.
Artik benimle onlarin arasinda sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (tasiyarak) kurtardik.
Sonra da geri kalanlari suda bogduk.
Dogrusu bunda büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancilikla suçladi.
Kardesleri Hûd onlara söyle demisti: sakinmaz misiniz?
Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek egleniyor musunuz?
Temelli kalacaginizi umarak saglam yapilar mi ediniyorsunuz?
Yakaladiginiz zaman, zorbalar gibi mi yakaliyorsunuz?
Artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
Bildiginiz seyleri size bol bol veren, Allah'dan korkun.
''O size verdi : davarlar, ogullar".
"Bahçeler çesmeler." (Allah'a karsi gelmek) den sakinin.
Dogrusu sizin hakkinizda muazzam bir günün azabindan endise ediyorum.
(Onlar) söyle dediler: Sen ögüt versen de, vermesen de bizce birdir.
Bu, öncekilerin geleneginden baska bir sey degildir.
Biz azaba ugratilacak da degiliz.
Böylece onu yalancilikla suçladilar; biz de kendilerini helâk ettik. Dogrusu bunda büyük bir ibret vardir; ama çoklari iman etmezler.
Süphesiz Rabbin, iste O, Aziz’dir, Rahim’dir.
Semûd da peygamberleri yalancilikla suçladi.
Kardesleri Sâlih onlara söyle demisti: sakinmaz misiniz?
Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Siz burada, güven içinde birakilacak misiniz?
"Böyle bahçelerde, çesme baslarinda ?"
"Ekinlerin, salkimlari sarkmis hurmaliklarin arasinda?"
Daglardan ustaca evler yontuyorsunuz
Artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
"O asirilarin emrine uymayin."
"Yeryüzünde bozgunculuk yapip dirlik düzenlik vermeyenler(in sözüyle hareket etmeyin).
Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmis birisin!
Sen de ancak bizim gibi bir insansin. Eger dogru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.
Salih: Iste bu disi devedir; onun bir su içme hakki vardir, belli bir günün içme hakki da sizindir, dedi.
Ona bir kötülükle ilismeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabi yakalayiverir.
Buna ragmen onlar deveyi kestiler; ama pisman da oldular.
Bunun üzerine onlari azap yakaladi. Dogrusu bunda, büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
Süphesiz Rabbin, iste O, Aziz’dir, Rahim’dir.
Lût kavmi de peygamberleri yalancilikla suçladi.
Kardesleri Lût onlara söyle demisti: sakinmaz misiniz?
Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Insanlar arasinda erkeklere mi yaklasiyorsunuz?
Ve Rabbinizin sizin için yarattigi esleri birakiyor musunuz? Hayir, siz azmis bir kavimsiniz.
Onlar söyle dediler: Ey Lût! vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmislerden olacaksin!
Lût: Dogrusu, dedi, ben sizin bu isinizden tiksinmekteyim!
Rabbim! Beni ve ailemi, onlarin yapa geldiklerinden (vebalinden) kurtar.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardik.
Ancak bir kocakari müstesna. O, geride kalanlardan.
Sonra digerlerini helâk ettik.
Üzerlerine öyle bir yagmur yagdirdik ki... Uyarilanlarin yagmuru ne de kötü!
Elbet bunda büyük bir ibret vardir; fakat çoklari iman etmezler.
Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Eyke halki da peygamberleri yalancilikla suçladi.
Suayb onlara söyle demisti: sakinmaz misiniz?
Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
Ölçüyü tastamam yapin, (insanlarin hakkini) eksik verenlerden olmayin.
Dogru terazi ile tartin.
Insanlarin hakki olan seyleri kismayin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin.
Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun.
Onlar söyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmis birisin!
Sen de, ancak bizim gibi bir besersin. Bilki, biz seni ancak yalancilardan biri sayiyoruz.
Sayet dogru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap yagdir.
Suayb: Rabbim yaptiklarinizi en iyi bilendir, dedi.
Velhasil onu yalanci saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabi yakalayiverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabi idi!
Dogrusu bunda büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Muhakkak ki o âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
(Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirdi.
Senin kalbine; uyaricilardan olman için,
Apaçik Arapça bir dille.
O, süphesiz daha öncekilerin kitaplarinda da vardir.
Benî Israil bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil degil midir?
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de,
Bunu onlara o okusaydi, yine ona iman etmezlerdi.
Onu günahkârlarin kalplerine böyle soktuk.
Onun için, acikli azabi görünceye kadar ona iman etmezler.
Iste bu onlara, kendileri farkinda olmadan, ansizin geliverecektir.
O zaman: Bize mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
Onlar bizim azabimizi mi çarçabuk istiyorlardi?
Ne dersin! Eger biz onlari yillarca yasatsak.
Sonra tehdit edilmekte olduklari baslarina gelse!
Faydalandirildiklari nimetler onlara hiç yarar saglamayacaktir.
Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyarici (peygamberleri) olmustur.
(Onlar)ihtar edilmistir ve biz zülmetmis degilizdir.
O'nu (Kur'an'i) seytanlar indirmedi.
Bu onlara düsmez; zaten güçleri de yetmez.
Süphesiz onlar, vahyi isitmekten uzak tutulmuslardir.
O halde sakin Allah ile beraber baska ilaha kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun!
(Önce) en yakin akrabani uyar.
Sana uyan müminlere (merhamet) kanadini indir.
Sayet sana karsi gelirlerse de ki: Ben sizin yaptiklarinizdan muhakkak ki uzagim.
Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
O ki, (gece namaza) kalktigin zaman seni görüyor.
Secde edenler arasinda dolasmani da (görüyor).
Çünkü her seyi isiten, her seyi bilen O'dur.
Seytanlarin ise kime inecegini size haber vereyim mi?
Onlar, günaha, iftiraya düskün olan herkesin üstüne inerler.
Bunlar, (seytanlara) kulak verirler ve onlarin çogu yalancidirlar.
Sairler(e gelince), onlara da sapiklar uyarlar.
Baksana onlar her vâdide saskin saskin dolasirlar.
Ve onlar yapamayacaklari seyleri söylerler.
Ancak iman edip iyi isler yapanlar, Allah'i çok çok ananlar ve haksizliga ugratildiklarinda kendilerini savunanlar baskadir. Haksizlik edenler, hangi dönüse döndürüleceklerini yakinda bileceklerdir.
