Elif, Lâm, Mîm.
Kendisinde hiçbir süphe olmayan bu kitap, muttaki-ler için bir hidâyettir.
O kimseler ki gayba îmân eder, namazi dosdogru kilar ve kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden de infak ederler.
Onlar ki sana indirilene ve senden önce indirilenlere îmân ederler ve onlar âhirete de kesin olarak inanirlar.
Iste onlar, Rablerinden bir hidâyet üzeredirler ve onlar kurtulusa erenlerin tâ kendileridir.
Muhakkak ki küfürlerinde bilinçli olarak israr eden kimseleri uyarsan da uyarmasan da kendileri için birdir; îmân etmezler.
Allah onlarin kalplerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir.Onlar için çok büyük bir azap vardir.
Insanlardan öyleleri de vardir ki: "Biz Allah’a ve âhiret gününe îmân ettik!" derler. Halbuki onlar, mü’min degillerdir.
Allah’i ve îmân edenleri aldatmaya çalisirlar; oysa onlar, kendilerinden baskasini aldatmazlar.Bunun farkinda da degillerdir.
Onlarin kalplerinde hastalik vardir. Allah da onlarin hastaliklarini artirmistir. Yalanlamalarindan ötürü onlar için çok acikli bir azap vardir.
Onlara:"Yeryüzünde fesat çikarmayin!" denildiginde onlar: "Biz ancak islah edicileriz" derler.
Dikkat edin! Dogrusu onlar fesat çikaranlarin tâ kendileridir, ne var ki onlar farkinda degiller…
Onlara: "Insanlarin îmân ettikleri gibi îmân edin!" denildiginde onlar: "Biz o beyinsizlerin îmân ettikleri gibi îmân eder miyiz?" derler. Dikkat edin! Dogrusu onlar beyinsizlerin tâ kendileridir, ne var ki bilmiyorlar…
Onlar, îmân edenlerle karsilastiklarinda: "biz de îmân ettik" derler, seytanlariyla basbasa kaldiklarinda ise: "Süphesiz biz sizinle beraberiz; biz sadece alay edicileriz!" derler.
Allah da onlarla alay eder ve azginliklari içerisinde bocalar bir halde kendilerine mühlet verir.
Iste onlar, hidâyete karsi sapikligi satin almis kim-selerdir. Alis-verisleri kâr getirmemis ve dogru yolu da bulanlardan olmamislardir.
Onlarin durumu, bir ates yakan kimsenin durumu gibidir ki, etrafini aydinlatinca Allah onlarin nûrunu giderdi ve onlari karanliklar içerisinde görmez bir halde birakti.
Onlar, sagirdirlar, dilsizdirler, kördürler; artik onlar dönemezler.
Ya da gökten bosalan siddetli yagmur gibidir ki, içinde karanliklar, gök gürültüsü ve simsek vardir. Yil-dirimlardan ölmek korkusuyla parmaklarini kulaklarina tikarlar. Süphesiz Allah kâfirleri çepeçevre kusatandir.
Simsek neredeyse gözlerini kapiverecek. Onlari      aydinlattiginda onda yürürler. Onlar üzerine karardigi zaman dikiliverirler. Allah dileseydi elbette onlarin isit-melerini de görmelerini de giderirdi. Süphesiz Allah her seye kâdirdir.
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rab-binize ibâdet edin ki korunasiniz.
Yeryüzünü sizin için bir dösek ve gögü de bir bina kilan, gökten su indirip onunla sizin için rizik olan ürünler çikartan O'dur.Artik bildiginiz halde Allah'a esler kosmayin!
Eger kulumuza indirdigimiz seyden süphe içinde    iseniz, siz de onun benzerinden bir sûre getirin! Allah’-tan baska sâhitlerinizi de çagirin; eger dogru kimseler iseniz!
Sayet yapamazsaniz, -ki asla yapamayacaksiniz-, o halde kâfirler için hazirlanan,yakiti insanlar ve taslar olan atesten sakinin!
Îmân edip salih amel isleyen kimseleri müjdele! Muhakkak onlar için altindan nehirler akan cennetler vardir. Orada rizik olan ürünlerden her riziklandirildik-larinda: "Bu, daha önce riziklandirildigimizdir" derler. Onlara birbirinin benzeri olarak verilecektir.Onlar için orada tertemiz kilinmis esler de vardir.Onlar orada sürekli kalicidirlar.
Dogrusu Allah bir sivrisinegi veya ondan daha üstün olan herhangi bir seyi misal vermekten çekinmez. Gerçekten îmân edenler bilirler ki, o kesinlikle Rablerin-den bir haktir. Küfürlerinde bilinçli olarak israr edenler ise: "Allah bu misal ile neyi kastetmistir?" derler. Onunla pekçogunu saptirir. Bir çogunu da onunla hidâyete erdirir. Onunla fâsiklardan baskasini saptirmaz.
Onlar ki, Allah'in ahdini pekistirilmis sözünden sonra bozarlar, Allah'in kendisiyle birlestirilmesini     emrettigi seyi keserler ve yeryüzünde fesat çikarirlar. Iste onlar hüsrana ugrayanlarin tâ kendileridirler.
Allah’a karsi nasil küfür üzere oluyorsunuz? Siz ölüler idiniz de sizi diriltti; sonra sizi öldürecek, sonra da sizi diriltecektir.Sonra yalniz O'na döndürüleceksiniz.
Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan,sonra göge yönelip yedi gök halinde onlari düzenleyen O'dur. O, her seyi hakkiyla bilendir.
Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacagim" buyurmustu da onlar: "Orada fesat çikaracak ve kanlar dökecek bir kimse mi yaratacaksin? Oysa biz sana hamdederek seni tesbih ve takdis etmekteyiz" demislerdi. "Süphesiz ben sizin bilmediginiz seyleri bilirim" buyurmustu.
Âdem’e bütün isimleri ögretti.Sonra onlari meleklere göstererek: "Eger dogru kimseler iseniz bunlari isimleriyle bana haber verin!" buyurdu.
"Seni tesbih ederiz.Senin bize ögrettiginden baska ilmimiz yoktur. Süphesiz alîm ve hakim olan sensin, yalniz sen!" dediler.
"Ey Âdem!Bunlari isimleriyle onlara bildir!" dedi.Onlari isimleriyle onlara bildirince de:"Size demedim mi  süphesiz ki ben göklerin ve yerin gaybini bilirim; açikladiklarinizi ve gizlediklerinizi de bilirim!" buyurdu.
Hani biz meleklere: "Âdem'e secde edin!" demistik de hemen secde ettiler. Iblis müstesnâ. O (secde etmekten) kaçindi, kibirlendi ve kâfirlerden oldu.
Dedik ki: "Ey Âdem! Sen ve esin bu cennette yerlesin ve orada dilediginiz yerde bol bol yiyin; fakat su agaca yaklasma-yin; yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz!"
Bunun üzerine, seytan o ikisini oradan kaydirdi ve onlari bulunduklari yerden çikartti. Dedik ki: "Kiminiz kiminize düsman olarak inin.Yeryüzünde sizin için belli bir vakte kadar yerlesim yeri ve geçimlik vardir."
Derken Âdem Rabbinden kelimeler aldi. Tevbesini kabul etti.Çünkü Tevvâb ve Rahîm olan O’dur, yalniz O!
Dedik ki: "Hepiniz oradan inin, benden size bir hidâyet gelir de kim benim hidâyetime uyarsa, onlar için korku yoktur ve onlar üzülecek de degillerdir."
Küfürlerinde bilinçli olarak israr edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; iste onlar ates halkidirlar; onlar orada sürekli kalicidirlar.
Ey Israilogullari! Size verdigim nimetimi hatirlayin ve ahdimi yerine getirin ki ben de ahdinizi yerine geti-reyim ve benden; yalniz benden korkun!
Beraberinizdekini tasdik edici olarak indirdigime îmân edin ve onu inkâr edenlerin ilki olmayin! Âyetleri-mi de az bir pahaya degismeyin ve benden, yalniz benden sakinin!
Hakki bâtilla karistirmayin ve bildiginiz halde hakki gizlemeyin!
Bir de namazi dosdogru kilin, zekati verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin!
Insanlara iyligi emredersiniz de kendinizi unutur musunuz? Oysa siz o kitabi okuyorsunuz. Hala akil etmez misiniz?
Sabir ve namaz ile yardim isteyin. Bu, süphesiz husû duyanlardan baskasina agir gelir.
Onlar, süphesiz Rablerine kavusacaklarini ve yine yalniz O'na döneceklerini kesin olarak bilirler.
Ey Israilogullari! Size verdigim nimetimi ve sizi âlemler üzerine gerçekten üstün kildigimi hatirlayin!
Kimsenin kimse için bir sey ödeyemeyecegi günden de sakinin ki, ondan hiç bir sefaat kabul edilmez ve ondan fidye de alinmaz.Kendilerine yardim da edilmez!.
Hani sizi Firavun hanedanindan kurtarmistik ki, ogullarinizi bogazlayip kadinlarinizi ise sag birakarak size azabin en kötüsünü tattiriyorlardi. Bunda sizin için Rabbinizden çok büyük bir imtihan vardi.
Hani sizin için denizi yarmis ve sizi kurtarmistik. Firavun hanedanini da bogmustuk ki siz görüyordunuz.
Hani biz Musa’ya kirk gece vâdetmistik; sonra siz onun ardindan zâlimler olarak o buzagiyi (ilâh) edindi-niz.
Sonra bunun ardindan belki sükredersiniz diye sizi affetmistik.
Hani belki hidâyete erersiniz diye Musa'ya kitabi ve Furkani vermistik.
Hani Musa kavmine demisti ki:"Ey kavmim!Gerçekten siz o buzagiyi (ilâh) edinmekle kendinize zulmettiniz; hemen yarataniniza tevbe edin de nefislerinizi öldürün.Bu yaratani-niz katinda sizin için daha hayirlidir." Bunun üzerine O, tevbenizi kabul etti.Süphesiz ki O, Tevvâb’dir, Rahîm’dir.
Hani siz; "Ey Musa! Allah’i apaçik görünceye kadar sana asla inanmayiz!" demistiniz de sizi hemen bir yildirim çarpmisti, ki siz görüyordunuz.
Sonra ölümünüzün ardindan belki sükredersiniz diye sizi dirilttik.
Bulutu da üzerinize gölge yaptik. Size kudret helvasi ve bildircin indirdik. "Rizik olarak verdigimiz güzel seyler-den yiyin!" Onlar bize zulmetmediler; fakat kendi nefislerine zulmetmekteydiler.
Hani:"Su kasabaya girin ve orada dilediginiz yerde bol bol yiyin, o kapidan secde ederek girin ve "hitta" (bizi affet) deyin ki size hatalarinizi bagislayalim; muhsinlere daha da artiracagiz…" demistik.
Derken zulümlerinde bilinçli olarak israr edenler kendilerine söyleneni baska bir sözle degistirdiler. Biz de fâsiklik ettikleri için o zulmedenlerin üzerine gökten igrenç bir azap indirdik.
Hani Musa kavmi için su istemisti de: "Asanla tasa vur!" dedik. Hemen ondan on iki pinar fiskirdi; böylece insanlarin hepsi içecekleri yeri kesin olarak bildi. "Allah’in rizkindan yiyin, için; fakat yeryüzünde fesat çikaricilar olarak taskinlik yapmayin!"
Hani siz demistiniz ki: "Ey Musa! Bir yemek üzerinde asla sabir gösteremeyiz. Bizim için Rabbine dua et de bize yerin bitirdigi seylerden; baklasi, acuru, sarmisagi, mercimegi ile soganindan çikarsin." Dedi ki: "Daha asagi olan o seyi o daha hayirli olan ile degistirmek mi istiyorsunuz?! Bir sehre inin; o taktirde istediginiz seyler sizin olacaktir." Böylece üzerlerine alçaklik ve yoksulluk vuruldu. Allah’tan bir gazaba ugradilar; iste bu, Allah’in âyetlerini bilinçli olarak inkâr etmeleri ve haksiz yere peygamberlerini öldürmeleri sebebiyledir.Iste bu, isyan etmeleri ve haddi asmalari sebebiyledir.
Muhakkak îmân edenler, yahudiler, hiristiyanlar ve sâbiîlerden her kim Allah'a ve âhiret gününe îmân edip salih amel islerse,onlarin Rabbleri katinda ecirleri vardir. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülecek de degillerdir.
Hani sizin kesin sözünüzü almis, Tûr’u da üzerinize kaldirmistik. "Size verdigimize kuvvetle sarilin, içindekileri hatirlayin ki korunasiniz!"
Sonra siz bunun ardindan yüz çevirdiniz; eger üzerinizde Allah'in lütfu ve rahmeti olmasaydi, elbette hüsrana ugrayanlardan olurdunuz…
Andolsun ki içinizden cumartesi günü haddi asanlari elbette bildiniz.Biz de onlara: "Asagilik maymunlar olun!" dedik.
Onu öncekileri ve sonrakileri için ibret verici bir ceza, muttakîler için de bir ögüt kildik.
Hani Musa kavmine: "Dogrusu Allah size bir sigir bogazlamanizi emrediyor!" demisti de onlar: "Bizimle alay mi ediyorsun?" dediler. (Musa): "Câhillerden olmaktan Allah'a siginirim!" dedi.
Dediler ki: "Bizim için Rabbine duâ et de bize onun nasil oldugunu iyice açiklasin!" Dedi ki: "Muhakkak O buyuruyor ki: ‘Gerçekten o, ne yasli, ne de genç, bunlarin arasinda orta yasta bir sigirdir.’ Artik emrolundugunuz seyi yapin!"
Dediler ki: "Bizim için Rabbine duâ et de bize onun renginin ne oldugunu iyice açiklasin." Dedi ki: "Muhakkak O buyuruyor ki; 'Dogrusu o sapsari bir sigirdir, onun rengi bakanlara ferahlik verir."
Dediler ki: "Bizim için Rabbine duâ et de bize onun nasil oldugunu iyice açiklasin; çünkü bize göre sigir(lar) birbirine benziyor. Allah dilerse muhakkak biz hidâyeti buluruz."
Dedi ki: "Muhakkak O buyuruyor ki, o arazi sürmek sûretiyle zelil olmayan, ekin sulamayan, kusursuz bir sigirdir ki onda hiçbir alaca yoktur" Dediler ki: "Iste simdi hakki getirdin" Nihâyet onu bogazladilar; ama neredeyse yapmayacaklardi.
Hani siz bir kisiyi öldürmüstünüz de onun hakkinda birbirinizle çekismistiniz. Halbuki Allah gizlemekte oldugunuz seyi çikaricidir.
Bir de: "Bir parçasiyla ona vurun!" dedik.Allah ölüleri iste böyle diriltir ve âyetlerini size gösterir ki akil edersiniz.
Sonra bunun ardindan kalpleriniz katilasti; artik o taslar gibi, yahut katilik bakimindan daha da siddetlidir. Çünkü taslardan öylesi vardir ki ondan nehirler fiskirir, elbette öylesi vardir ki, yarilir da kendisinden su çikar, muhakkak öylesi de vardir ki, Allah korkusundan yuvarlanir. Allah yaptiklarinizdan gâfil degildir!
Hala size inanacaklarini ümit eder misiniz? Halbuki onlardan bir grup var ki, Allah'in kelamini isitirlerdi de sonra onu akil erdirmelerinin ardindan bildikleri halde onu tahrif etmekteydiler.
Îmân edenlerle karsilastiklarinda: "Îmân ettik" derler. Fakat basbasa kaldiklarinda: "Allah'in size açtigi seyleri, Rabbinizin huzurunda size karsi onunla delil getirsinler diye mi onlara haber veriyorsunuz? Hala akil etmiyor musunuz?" derler.
Bilmiyorlar mi ki gizledikleri seyleri de açikladiklari seyleri de muhakkak ki Allah bilir.
Onlardan ümmîler de vardir ki o kitabi bilmezler; kuruntular müstesna… Onlar sadece zanda bulunurlar.
Veyl onlara ki, elleriyle kitabi yazip sonra onu az bir pahaya satabilmek için: "Bu Allah katindandir!?" derler. Elleriyle yazdiklari seyler sebebiyle veyl onlara! Kazan-diklari seyler sebebiyle veyl onlara!
Bir de: "Sayili günler disinda bize asla ates dokunmaya-caktir." dediler. De ki: "Allah katindan bir söz mü aldiniz? Öyleyse Allah asla ahdini bozmaz; yoksa Allah hakkinda bilmediginiz bir sey mi söylüyorsunuz?"
Hayir! Kim bir kötülük kazanir ve günahi kendisini kusatirsa, iste onlar ates halkidir; onlar orada sürekli kalicidirlar.
Îmân edip salih amel isleyenler var ya, iste onlar cennet halkidir; onlar orada sürekli kalicidirlar.
Hani Israilogullarindan: "Allah’tan baskasina ibâdet etmeyeceksiniz, ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik yapacaksiniz, insanlara en güzel sözü söyleyeceksiniz, namazi dosdogru kilip zekati vereceksiniz" diye kesin söz almistik. Sonra sizden pek aziniz hariç döndünüz ve siz hala yüz çeviricisiniz.
Hani:"Kanlarinizi dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtla-rinizdan çikarmayacaksiniz" diye kesin sözünüzü almistik. Sonra siz kabul ettiniz. Hala da sâhitlik ediyorsunuz…
Sonra siz öyle kimselersiniz ki, birbirinizi öldürüyor, içinizden bir grubu yurtlarindan çikariyor, günah ve düsmanlikla onlara karsi yardimlasiyorsunuz.Size esirler olduklari halde gelirlerse onlarla fidyelesiyorsu-nuz; halbuki onlarin çikarilmasi size haram kilinmisti. Yoksa siz kitabin bir kismina inanip bir kismini inkâr mi ediyorsunuz? Su halde içinizden bunu yapan kimsenin cezasi dünya hayatinda rezillikten baskasi degildir, kiyâ-met gününde de azabin en siddetlisine döndürülürler. Allah yaptiklarinizdan gâfil degildir!
Iste onlar, âhirete karsi dünya hayatini satin almis kimselerdir; bundan dolayi onlardan azap hafifletilmez ve onlara yardim da edilmez!
Andolsun Musa’ya o kitabi verdik ve ondan sonra da birbiri ardinca rasuller gönderdik. Meryem oglu Isa'ya da apaçik deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs ile destekledik. Size ne zaman bir rasul hosunuza gitmeyen bir seyle gelse, büyüklük taslayarak bir kismini yalanla-yacak, bir kismini da öldüreceksiniz, öyle mi?!
Bir de: "Kalplerimiz kiliflidir" dediler.Bilakis Allah küfürleri sebebiyle onlara lânet etmistir. Bu sebeple ne kadar da az îmân ederler.
Allah katindan kendilerine beraberlerinde bulunani tasdik edici bir kitap gelince -daha önce küfürlerinde bilinçli olarak israr edenlere karsi (onunla) fetih iste-dikleri halde- o tanidiklari sey kendilerine gelince, onu inkâr ettiler.Artik Allah’in laneti o kafirlerin üzerinedir..
Allah’in, kullarindan diledigine lütfundan indirme-sini kiskanarak Allah'in indirdigini inkâr etmekle kendisine karsi nefislerini sattiklari sey ne kötüdür!. Böylece gazap üstüne gazaba ugradilar. Kâfirler için alçaltici bir azap vardir.
Onlara: "Allah’in indirdigine îmân edin!" denildiginde: "Bize indirilene îmân ederiz" derler. Ondan sonra geleni ise inkâr ederler. Halbuki o haktir, beraberlerindekini dogrulayicidir. De ki: "Mü’minler idiyseniz, daha önce Allah'in nebilerini niçin öldürüyordunuz?"
Andolsun ki, Musa size apaçik delillerle gelmisti de sonra onun ardindan zâlimler olarak o buzagiyi (ilâh) edindiniz.
Hani sizin kesin sözünüzü almis, Tûr'u da üzerinize kaldirmistik: "Size verdigimize kuvvetle sarilin ve dinleyin!" "Isittik ve isyan ettik!?" dediler de küfürleri sebebiyle buzagi (sevgisi) kalplerine içirildi. De ki: "Siz gerçekten mü'minler iseniz îmâninizin size emretttigi sey ne kötüdür?!"
De ki: "Allah katinda âhiret yurdu insanlar arasindan halis olarak yalniz size ait ise, dogru kimseler iseniz, o halde ölümü isteyin!"
Oysa ellerinin sundugu seylerden dolayi onu asla arzu etmezler. Allah elbette zâlimleri en iyi bilendir.
Muhakkak ki, sen onlari insanlarin hayata en düskünü olarak görürsün;müsriklerden bile… Onlardan her biri bin yil yasamak ister; halbuki uzun yasamak onlari azaptan kurtaracak degildir. Allah elbette yaptik-larini hakkiyla görendir.
De ki: "Kim Cibril'e düsman ise, gerçekten onu Allah'in izniyle kendisinden öncekileri dogrulayici, mü’minler için hidâyet ve müjde olmak üzere senin kalbine indiren odur."
Her kim Allah'a, meleklerine, rasullerine, Cibril’e ve Mikâil'e düsman ise, süphesiz Allah da o kâfirlerin düsmanidir.
Andolsun sana apaçik âyetler indirdik. Onlari fasik-lardan baskasi inkâr etmez!
Ne zaman bir ahitle baglandilarsa, içlerinden bir grup onu bozuvermedi mi? Zaten onlarin pek çogu îmân etmezler.
Ne zaman onlara Allah katindan,beraberlerindekini tasdik eden bir rasul geldiyse, kitap verilenlerden bir grup –sanki bilmiyorlarmis gibi- Allah'in kitabini sirtlarinin arkasina attilar.
Onlar, seytanlarin Süleyman’in mülkü hakkinda uydurduklarina uydular.Süleyman kâfir olmadi; asil seytanlar sihri ve Babil'deki Hârut ve Mârut adli iki melege indirilenleri insanlara ögreterek kâfir oldular. Oysa o ikisi: "Biz (insanlar için) bir fitneyiz; sakin küfre girmeyin!" demedikçe, hiç kimseye (sihri) ögretmezlerdi. O ikisinden kari ile kocanin arasini ayiracak seyler ögre-niyorlardi; oysa onunla, Allah'in izni olmadikça, hiç kimseye zarar veremezlerdi. Onlar, kendilerine faydasi olmayip, zarar verecek seyleri ögreniyorlardi. Andolsun ki onlar, bunu satin alanin âhrirette bir nasibi olmadigini gâyet iyi biliyorlardi. Kendilerini, karsiliginda sattiklari seyin (sihrin) ne kadar kötü oldugunu keske bilselerdi!..
Gerçekten onlar îmân edip sakinmis olsalardi, elbette Allah katindaki sevabi daha hayirli olurdu; keske bilselerdi.
Ey îmân edenler, "râinâ" demeyin; "unzurnâ" deyin ve dinleyin! Kâfirler için çok acikli bir azap vardir!
Kitap ehlinden ve müsriklerden kâfir olanlar, Rabbinizden üzerinize hiçbir hayir indirilmesini arzu etmezler; oysa Allah rahmetini diledigi kimseye has kilar.  Süphesiz Allah, çok büyük lütuf sahibidir…
Biz bir âyeti nesheder veya onu unutturursak ya ondan daha hayirlisini ya da onun benzerini getiririz. Bilmez misin ki muhakkak Allah her seye kâdirdir.
Bilmez misin ki, süphesiz göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan Allah'tir ve sizin için Allah’tan baska ne bir veli vardir, ne de bir yardimci!
Yoksa daha önce Musa'dan istendigi gibi siz de rasûlünüzden istemeyi mi arzu ediyorsunuz? Her kim îmâni küfre degisirse süphesiz ki dogru yoldan sapmis-tir.
Kitap ehlinden pek çogu, hak kendilerine apaçik belli olduktan sonra, içlerindeki hasetten dolayi, sizi îmâninizdan sonra kâfirler olarak döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin, yüz çevirin. Süphesiz Allah her seye kâdirdir.
amazi dosdogru kilin ve zekâti verin.Kendiniz için hayirdan ne gönderirseniz, Allah katinda onu bulursu-nuz. Süphesiz Allah yaptiklarinizi hakkiyla görendir.
(Yahudiler) "Yahudilerden veya hiristiyanlar hiristiyanlardan baskasi asla cennete giremez" dediler.Bu onlarin kuruntularidir. De ki: "Dogru kimselerseniz delilinizi getirin!"
Hayir, her kim ihsan edici olarak yüzünü Allah’a teslim ederse onun, Rabbi katinda ecri vardir. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülecek de degillerdir.
Bir de Yahudiler: "Hiristiyanlar bir sey üzere degildir" dediler.Hiristiyanlar da: "Yahudiler bir sey üzere degildir" dediler. Halbuki onlar kitabi okuyorlar. Iste böylece bilmeyenler de onlarin sözlerinin benzerini söylediler. Allah kiyâmet günü, ihtilafa düstükleri konuda aralarin-da hüküm verecektir.
Allah’in mescitlerini, içlerinde O'nun adinin anilma-sindan alikoyan ve onlarin harap olmasina çalisandan daha zalim kim olabilir? Iste onlar var ya, onlara oralara korka korka girmekten baska bir sey yoktur. Onlar için dünyada rezillik vardir. Onlar için âhirette de çok büyük bir azap vardir.
Dogu da, bati da Allah'indir. Bundan dolayi her nereye yönelirseniz Allah'in yüzü oradadir. Süphesiz Allah Vâsi'dir, Alîm'dir.
Bir de: "Allah çocuk edindi" dediler. O münezzehtir. Bilakis göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur. Hepsi de O'na gönülden itaat edicidir.
Gökleri ve yeri örneksiz yaratandir. Bir ise hükmet-tigi zaman ona "ol" der; o da hemen oluverir.
Bilmeyenler de: "Allah bizimle konusmali veya bize bir âyet gelmeli degil miydi?" dediler. Onlardan öncekiler de iste böylece onlarin sözlerinin benzerini söylemislerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Oysa biz, kesin olarak inanan bir topluluk için âyetleri iyice açiklamisizdir.
Süphesiz biz seni hem müjdeleyici, hem uyarici olmak üzere hak ile gönderdik.Sen cehennem halkindan sorulmazsin.
Yahudiler ve hiristiyanlar, sen onlarin milletine uyuyuncaya kadar senden asla râzi olmazlar. De ki: "Süphesiz ki Allah'in hidâyeti dogru yolun ta kendisidir." Andolsun sana gelen ilimden sonra onlarin hevâlarina uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir veli vardir, ne de yardimci!
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu hakkiyla okur-lar; Ona îmân edenler iste onlardir.Her kim de onu inkâr ederse, iste onlar hüsrana ugrayanlarin ta kendileridir.
Ey Israilogullari! Size verdigim nimetimi ve sizi gerçekten âlemlere üstün kildigimi hatirlayin!..
Kimsenin kimseye bir seyle faydali olamayacagi bir günden sakinin ki, ondan fidye kabul edilmez ve ona sefaat fayda vermez; onlara yardim da edilmez!..
Hani Rabbi Ibrahim'i kelimelerle imtihan etmis, o da onlari tamamlamisti. Buyurdu ki: "Muhakkak ben seni insanlara imam kilacagim." "Zürriyetimden de…" deyince "Ahdim zâlimlere ulasmaz!" buyurdu.
Hani biz beyti insanlar için bir toplanma ve güven yeri kilmistik."Ibrahim’in makamindan bir namazgah edinin". Ibrahim ve Ismail'e de: "Beytimi tavaf edenler, itikafa çekilenler, rukû ve secde edenler için iyice temizleyin!" diye kuvvetle emretmistik.
Hani Ibrahim: "Rabbim! Burayi güvenli bir sehir kil, halkindan Allah'a ve âhiret gününe îmân edenleri çesitli ürünlerle riziklandir" demisti.Buyurdu ki: "Kâfir olani dahi az bir süre faydalandirir, sonra onu ates azabina mahkum ederim. Ne kötü bir dönüs yeri!"
Hani Ibrahim ile Ismail beytin temellerini yükselti-yordu."Rabbimiz bizden kabul buyur, süphesiz Semi' ve Alîm olan sensin, yalniz sen!"
"Rabbimiz ikimizi de sana teslim olmus kimselerden kil ve soyumuzdan yalniz sana teslim olmus bir ümmet çikar, bize ibadet yollarimizi göster ve tevbemizi kabul buyur. Süphesiz Tevvâb ve Rahîm olan sensin, yalniz sen!"
Rabbimiz onlara kendilerinden bir rasûl gönder ki onlara senin âyetlerini okusun, onlara kitap ile hikmeti (sünneti) ögretsin ve onlari arindirsin. Süphesiz Azîz ve Hakîm olan sensin, yalniz sen!"
Kendini sefih kilandan baska kim Ibrahim’in mil-letinden yüz çevirir? Andolsun biz dünyada onu seçtik. Muhakkak o, âhirette de salihlerdendir.
Rabbi ona: "Teslim ol!" diye buyurdugunda: "Âlemlerin Rabbine teslim oldum" demisti.
Ibrahim onu ogullarina vasiyet etti, Yakub da… "Ogullarim, süphesiz Allah sizin için bu dini seçti; öyleyse, siz de ancak müslümanlar olarak can verin!"
Yoksa siz ölüm Yakub'a gelip çattigi zaman sâhitler miydiniz? Hani o ogullarina: "Benim ardimdan neye ibâdet edeceksiniz?" demisti de onlar: "Senin ilâhina, atalarin Ibrahim, Ismail ve Ishak'in da ilâhi olan tek bir ilâha ibâdet edecegiz.Biz yalniz O'na teslim olanlariz!" demislerdi.
Onlar bir ümmet idi.Elbette gelip geçtiler. Onlarin kazandiklari kendilerinin, sizin kazandiklariniz da sizindir ve siz onlarin yaptiklarindan sorulmazsiniz.
(Yahudiler) "Yahudiler" veya (hiristiyanlar da) "hiristiyanlar olun ki dogru yolu bulasiniz," dediler. De ki: "Bilakis hanif olarak Ibrahim'in milletine ki o (Ibrahim) müsriklerden degildi."
Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarina indirilenlere, Musa'ya ve Isa'ya verilenlere ve nebilere, Rableri tarafindan verilenlere îmân ettik. Onlardan hiçbirinin arasini ayirmayiz.Biz, ancak O'na teslim olanlariz!"
Eger sizin ona îmân ettiginiz gibi îmân ederlerse, süphesiz dogru yolu bulmus olurlar; yüz çevirirlerse dogrusu onlar ancak ayrilik içindedirler. Onlara karsi Allah sana yeter. Süphesiz O, Semî'dir, Alîm'dir.
Allah’in boyasi!. Allah'tan daha güzel boyasi olan kim vardir?! "Biz yalniz O’na ibâdet edenleriz."
De ki: "O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz oldugu halde bizimle Allah hakkinda mi tartisiyorsu-nuz?! Bizim yaptiklarimiz bizim, sizin yaptiklariniz da sizindir. Biz O’na karsi ihlasli olanlariz."
Yoksa (siz yahudiler) Ibrahim, Ismail, Ishak, Yakub ve torunlarinin mutlaka "yahudi" veya (siz hiristiyanlar da) "hiristiyan" olduklarini mi söylüyorsunuz? De ki: "Daha iyi bilen siz misiniz yoksa Allah mi? Allah tarafin-dan olup da yaninda bulunan bir sâhitligi gizleyenden daha zâlim kim olabilir? Allah yaptiklarinizdan gâfil degildir.
Iste onlar bir ümmetti, elbette gelip geçtiler. Onlarin kazandiklari kendilerinin, sizin kazandiklariniz da sizindir ve siz onlarin yaptiklarindan sorulmazsiniz.
Yakinda insanlardan bazi akilsizlar: "Onlari üze-rinde bulunduklari kiblelerinden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Dogu da Allah'indir bati da. O diledigini dosdogru yola iletir."
Böylece sizi, insanlar üzerine sahitler olmaniz, Rasulün de size sahit olmasi için vasat bir ümmet kildik. Senin üzerinde bulundugunu da sadece Rasule uyanlari, iki ökçesi üzerinde dönecek olanlardan ayird-etmek için kible yaptik. Muhakkak ki bu, Allah'in hidayet ettigi kimselerden baskasina agir gelir. Elbette Allah imaninizi bosa çikaracak degildir. Süphesiz Allah insanlara karsi Rauf’tur, Rahim’dir.
Senin yüzünün göge dogru çevrilip durdugunu elbette görüyoruz. Gerçekten simdi seni kendisinden hosnut olacagin kibleye çeviriyoruz. Artik yüzünü Mescid-i Haram tarafina çevir. Nerede olursaniz yüz-lerinizi onun tarafina çevirin! Süphesiz kitap verilenler bunun Rablerinden bir hak oldugunu elbette bilirler. Allah, onlarin yaptiklarindan gafil degildir!
Andolsun ki sen, kitap verilenlere her türlü ayeti götürsen de senin kiblene uymazlar; sen de onlarin kib-lelerine uyacak degilsin. Onlardan bir kismi, bir kisminin kiblesine de uymaz. Andolsun ki sana gelen ilim-den sonra onlarin hevalarina uyacak olursan muhakkak o takdirde sen de zalimlerden olursun!
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu öz ogullarini tanidiklari gibi tanirlar. Buna ragmen onlardan bir grup gerçekten bildikleri halde hakki gizlerler.
O hak Rabbindendir. O halde sakin süphe eden-lerden olma!
Herkes için bir yön vardir ki ona döndürücüdür. O halde hayirlara kosun! Her nerede olsaniz da Allah he-pinizi biraraya getirir. Süphesiz ki Allah her seye ka-dirdir.
Nereden çikarsan yüzünü Mescid-i Haram tarafina çevir! Muhakkak ki o Rabbinden bir haktir. Allah, yap-tiklarinizdan gafil degildir!
Her nereden çiksan da yüzünü Mescid-i Haram tarafina çevir! Her nerede olsaniz da, yüzlerinizi onun tarafina çevirin, ki insanlar için aleyhinize bir delil bulunmasin; yalniz onlardan (delilsizce) zulmedenler müstesna. O halde onlardan korkmayin, benden korkun ki size olan nimetimi tamamlayayim; umulur ki hida-yete erersiniz.
Sizden olan ve içinizde bulunan Rasulü gönderdi-gimiz gibi… Size ayetlerimizi okuyor, sizi arindiriyor, size kitap ile hikmeti ögretiyor ve size bilmediginiz seyleri ögretiyor.
O halde beni anin ki ben de sizi anayim ve bana sükredin; bana küfür (nankörlük) etmeyin.
Ey iman edenler! Sabir ve namaz ile yardim isteyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir…
Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin! Bilakis onlar diridirler; fakat siz farkedemezsiniz.
Andolsun ki sizi biraz korku, açlik ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edece-giz… Sabredenleri müjdele!..
Onlar ki, kendilerine bir musibet eristigi zaman "Muhakkak biz Allah’a aitiz ve muhakkak ancak O’na dönücüleriz!.." derler.
Iste onlar var ya, onlar için Rablerinden salavat ve rahmet vardir, iste onlar hidayete erenlerin ta kendi-leridir.
Dogrusu Safa ile Merve Allah'in alametlerindendir. Her kim beyti hacceder veya umre yaparsa bu ikisini tavaf etmesinde kendisine hiçbir günah yoktur. Her kim kendi istegiyle bir hayir yaparsa, muhakkak ki Allah Sakir'dir, Alîm'dir.
Dogrusu indirdigimiz apaçik ayetleri ve hidayeti, kitapta onu insanlara iyice açiklamamizdan sonra giz-leyenler; iste onlar var ya,  onlara hem Allah lanet eder, hem de lanet ediciler lanet ederler!...
Ancak tevbe edip düzelten ve iyice açiklayan kim-seler müstesna, iste onlar var ya; onlarin tevbelerini kabul ederim. Süphesiz Ben Tevvab’im, Rahim’im.
Dogrusu küfürlerinde bilinçli olarak israr edip de kafir olarak ölen kimseler; iste onlar var ya; Allah’in, meleklerin ve tüm insanlarin laneti onlarin üzerinedir!..
Onun içinde sürekli kalicidirlar. Onlardan azap hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
Ilahiniz tek bir ilahtir. O’ndan baska ilah yoktur. Rahman’dir, Rahim’dir.
Süphesiz ki göklerin ve yerin yaratilisinda; gece ile gündüzün birbiri ardinca gelisinde; insanlara faydali olan seyleri denizde tasiyan gemilerde, Allah’in gökten indirip onunla ölü olan yeri dirilttigi suda ve orada her çesit canliyi yaymasinda; rüzgarlari idare etmesinde ve gök ile yer arasinda olup emre tabi kilinan bulutlarda aklini kullanan bir toplum için ayetler vardir…
Insanlardan öyleleri vardir ki Allah'tan baska esler edinirler de onlari Allah'i sever gibi severler. Iman edenlerin ise Allah’i sevmeleri daha güçlüdür. Zulme-denler, azabi gördükleri zaman gerçekten kuvvetin bü-tünüyle Allah'a ait oldugunu ve Allah’in azabinin ger-çekten siddetli oldugunu bir bilselerdi…
Kendilerine tabi olunanlar tabi olanlardan uzaklas-tiklari zaman azabi görmüslerdir, baglar da onlardan kopmustur.
Uyanlar da: "Keske bizim için bir dönüs olsaydi da, bizden uzaklastiklari gibi biz de onlardan uzaklas-saydik!" diyeceklerdir. Iste böylece Allah kendilerine yaptiklarini hasretler halinde gösterecektir; onlar ates-ten çikici degillerdir!..
Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz olan seylerden yiyin; seytanin adimlarina uymayin! Çünkü o sizin için apaçik bir düsmandir.
Size ancak kötülügü, hayasizligi ve Allah’a karsi bilmediginiz seyleri söylemenizi emreder.
Onlara: "Allah’in indirdigine uyun!" denildigi za-man: "Hayir, biz atalarimizi üzerinde buldugumuz seye uyariz!?" derler. Ya atalari bir sey akletmeyen ve dogru yolda olmayanlar idiyseler?..
Küfürlerinde bilinçli olarak israr edenlerin misali, bagiris çagirisdan baska bir sey duymayanlara haykiran kimsenin haline benzer. Sagirdirlar, dilsizdirler, kördür-ler; bundan dolayi onlar akletmezler.
Ey iman edenler! Sizi riziklandirdigimiz temiz seylerden yiyin ve Allah'a sükredin! Yalniz O'na ibadet ediyorsaniz.
Süphesiz O size ancak ölüyü, kani, domuz etini, Allah'tan baskasi adina kesilenleri haram kildi. Her kim mecbur kalirsa, zulmetmedigi ve asiri gimedigi takdir-de ona bir günah yoktur. Süphesiz Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Muhakkak ki Allah'in indirdigi kitaptan bir seyi gizleyip, ona karsi az bir deger satin alanlar var ya; iste onlarin yedikleri karinlarinda atesten baska bir sey degildir. Kiyamet gününde Allah onlarla konusmaya-cak ve onlari temize çikarmayacaktir. Onlari için acikli bir azap da vardir…
Iste onlar; hidayete karsi sapikligi, bagislanmaya karsi azabi satin alanlardir. Onlar atese karsi bu kadar sabrettiren nedir?
Iste bunun sebebi muhakkak ki Allah'in, kitabi hak olarak indirmesidir. O kitap hakkinda ihtilafa düsenler de süphesiz ki uzak bir ayrilik içindedirler…
Iyilik yüzlerinizi dogu ve bati tarafina çevirmeniz degildir, fakat iyilik, kisinin Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba, nebilere iman etmesi; ona olan sevgi-sine ragmen mali akrabalara, yetimlere, yoksullara, yol-culara, dilencilere ve kölelere vermesi; namazi dosdog-ru kilmasi; zekati vermesi; ahitlestiklerinde yerine ge-tirmesi; sikintida, hastalikta ve savasta sabretmesidir. Iste onlar sadiklardir; iste onlar var ya, onlar muttaki-lerdir.
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkinda size kisas yazildi. Hür ile hür, köle ile köle, kadin ile kadin… Her kim de kardesi tarafindan bir sey affedilirse artik örfe uymali ve ona güzellikle ödemelidir. Iste bu, Rabbiniz-den bir hafifletme ve rahmettir. Her kim de bundan sonra haddi asarsa onun için çok acikli bir azap var-dir…
Kisasta sizin için hayat vardir; Ey akil sahipleri, umulur ki sakinirsiniz!
Sizden birine ölüm gelip çattigi zaman, eger bir hayir birakacaksa, anaya, babaya ve akrabalara örfe uy-gun bir sekilde vasiyet etmek, muttakiler üzerine bir hak olarak size yazildi.
Her kim de bunu isittikten sonra onu degistirirse bunun günahi elbette ki onu degistirenlerin üzerinedir. Süphesiz ki Allah Semi’dir, Alîm’dir.
Her kim de vasiyet edenin yanilacagindan veya günaha düseceginden korkup onlarin aralarini düzeltir-se, kendisi için hiç bir günah yoktur. Süphesiz ki Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere yazildigi gibi size de yazildi; umulur ki sakinirsiniz.
(Oruç) Sayili günlerdir. Sizden her kim hasta veya yolculukta olursa, sayili olarak baska günlerde (oruç tutmak) vardir. Ona güç yetiremeyenlere de bir fakir doyumu fidye vardir. Her kim de gönlünden bir hayir yaparsa iste bu kendisi için daha hayirlidir. Eger bilir-seniz; oruç tutmaniz sizin için daha da hayirlidir.
Ramazan ayi ki, insanlar için hidayet olan Kur'an, dogru yolu gösteren ve hak ile batili ayiran apaçik deliller halinde onda indirilmistir. Sizden her kim o aya sahid olursa oruç tutsun. Hasta olan veya yolculukta bulunan kimse için, sayili olmak üzere diger günlerden (tutsun). Allah, sizin için kolaylik ister, sizin için zorluk istemez; böylece sayiyi tamamlayasiniz ve sizi dogru yola ilettiginden dolayi Allah'i yüceltesiniz; umulur ki sükredersiniz…
Kullarim sana benden sorarlarsa muhakkak ben yakinim. Dua ettigi zaman, bana dua edenin duasini ka-bul ederim. O halde bana uysunlar ve bana iman etsin-ler ki dogru yola iletilsinler…
Oruç gecesi kadinlariniza yaklasmak size helal kilindi. Onlar sizin için örtüdür, siz de onlar için örtüsünüz. Allah, nefsinize gerçekten de ihanet etmekte oldugunuzu biliyordu. Ardindan tevbenizi kabul etti ve sizden affetti. Artik onlara yaklasin ve Allah’in sizin için yazdigini dileyin. Fecrin beyaz ipligi siyah ipliginden sizce ayirt edilinceye kadar yiyin, için; sonra da geceye kadar orucu tamamlayin. Mescidlerde itikafta bulundugunuzda onlara yaklasmayin. Iste bunlar Allah’in sinirlaridir; onlara yaklasmayin! Allah insanlar için ayetlerini iste böyle iyice açikliyor; umulur ki sa-kinirlar.
Mallarinizi aranizda batil sebeplerle yemeyin ve bildiginiz halde insanlarin mallarindan bir kismini, gü-nah ile yemek için hakimlere aktarmayin!
Sana hilallerden sorarlar. De ki: "O, insanlar ve hacc için belirlenmis vakitlerdir. Evlere arkalarindan gelmeniz iyilik degildir; fakat iyilik kisinin takvasidir. Evlere kapilarindan girin ve Allah’tan sakinin ki kur-tulusa eresiniz."
Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasin! Asiri da gitmeyin. Süphesiz ki Allah asiri gidenleri sevmez.
Onlari nerede yakalarsaniz öldürün ve sizi çikar-diklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Onlar orada sizinle savasincaya kadar onlarla Mescid-i Haram yaninda savasmayin. Eger si-zinle savasirlarsa onlari öldürün. Kafirlerin cezasi iste böyledir!
Artik vazgeçerlerse, süphesiz ki Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
Fitne kalmayincaya ve din de yalniz Allah için oluncaya kadar, onlarla savasin! Eger vazgeçerlerse, artik zalimlerden baskasina düsmanlik yoktur.
Haram ay ile haram ay ve hürmetler karsiliklidir. O halde kim size saldirirsa –size saldirdigi gibi- siz de ona saldirin. Allah’tan sakinin ve bilin ki, süphesiz Allah muttakilerle beraberdir.
Allah yolunda infak edin de kendi ellerinizle tehli-keye atmayin; ihsan edin. Süphesiz Allah muhsinleri sever.
Hacci ve umreyi de Allah için tamamlayin. Eger alikonulursaniz kolay olan bir kurban vardir. Kurban yerine ulasincaya kadar da baslarinizi tras etmeyin. Sizden her kim hasta ise ya da kendisinde basindan bir rahatsizlik varsa ya oruç, ya sadaka, ya da kurban fid-yedir. Güvenlikte oldugunuz zaman, hacca kadar um-reyle faydalanmak isteyen için kolay olan bir kurban-dir. Her kim bulamazsa hac sirasinda üç gün, döndügü-nüzde de yedi gün oruç tutmalidir. Iste bu tam on eder. Bu, ailesi Mescid-i Haram’da olmayanlar içindir. Al-lah'tan sakinin ve bilin ki süphesiz Allah, cezasi çok siddetli olandir.
Hacc bilinen aylardir. Her kim o aylarda hacci farz ederse hacda kadina yaklasmak yok, fasiklik yok ve kavga etmek yok! Hayirdan ne yaparsaniz Allah onu bilir. Bir de azik edinin. Süphesiz ki azigin en hayirlisi, takvadir; ey akil sahipleri, benden sakinin!
Rabbinizden herhangi bir lütfu aramanizda size bir günah yoktur. Arafat’tan hep birlikte indiginizde Mes’ar-i Haram’in yaninda Allah’i zikredin. Size hida-yet ettigi gibi O’nu zikredin! Muhakkak siz ondan önce sapiklardan idiniz.
Sonra insanlarin akin ettigi yerden siz de akin edin ve Allah’tan bagislanma dileyin. Süphesiz ki Allah Ga-fur’dur, Rahim’dir.
Ibadetlerinizi yerine getirdiginizde, artik atalarini-zi andiginiz gibi –hatta  daha da kuvvetli bir anisla- Allah’i zikredin. Insanlardan öylesi vardir ki: "Rabbimiz bize dünyada ver!" der, onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.
Onlardan öylesi de vardir ki: "Rabbimiz bize dün-yada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ates azabindan koru!" der.
Iste onlar var ya onlar için kazandiklarindan bir nasip vardir. Allah hesabi çok süratli olandir.
Sayili günlerde de Allah’i zikredin! Sakinan kimse için, iki gün içinde acele etmesinde günah yoktur, geri kalmasinda da günah yoktur. O halde Allah’tan sakinin ve bilin ki muhakkak siz ancak O’na toplanacak-siniz.
Insanlardan öylesi vardir ki, dünya hayati hak-kindaki sözü senin hosuna gider de kalbindekine Al-lah’i sahit tutar. Halbuki o, azili bir düsmandir.
Döndügü zaman da yeryüzünde fesat çikarmak, ekini ve nesli yok etmek için çalisir. Allah ise fesadi sevmez.
Ona: "Allah’tan kork!" denildiginde de gururu kendisini günaha sürükler. Artik ona cehennem yeter. Ne kötü bir yatak!
Insanlardan öylesi de vardir ki nefsini Allah’in ri-zasini aramak için satar. Allah da kullarina karsi Ra-uf’tur.
Ey iman edenler, hep beraber teslimiyete girin ve seytanin adimlarina uymayin! Muhakkak o sizin için apaçik bir düsmandir.
Size apaçik deliller geldikten sonra kayarsaniz artik bilin ki, muhakkak Allah Aziz’dir, Hakim’dir.
Buluttan gölgelikler içinde Allah’in ve meleklerin kendilerine gelmesini ve emrin gerçeklesmesini mi gözlüyorlar? Oysa ki bütün isler Allah’a döndürülür.
Kendilerine ne kadar apaçik ayet verdigimizi Isra-ilogullarina sor! Her kim, kendisine geldikten sonra Allah’in nimetini degistirirse, süphesiz Allah cezasi siddetli olandir.
Dünya hayati küfürlerinde bilinçli olarak israr edenlere süsletilmistir de iman edenlerle eglenmekte-dirler. Oysa takva sahipleri, kiyamet günü onlarin üs-tündedirler; süphesiz Allah diledigini hesapsiz riziklan-dirir.
Insanlar tek bir ümmetti. Allah da müjdeleyici ve uyaricilar olarak nebileri gönderdi, onlarla beraber ken-disinde –ihtilaf ettikleri seyler hakkinda insanlar arasin-da hükmetmek için- kitabi hak ile indirdi. Buna ragmen ancak onun verildigi kimseler aralarindaki taskinlik se-bebiyle kendilerine apaçik deliller geldikten sonra onun hakkinda ihtilafa düstüler. Nihayet Allah kendi izniyle iman edenleri, kendisinde ihtilaf ettikleri hakka iletti. Süphesiz Allah diledigini dosdogru yola iletir.
Yoksa sizden önce geçenlerin hali size gelmeden cennete gireceginizi mi sandiniz? Onlara öyle sikintilar ve zorluk dokundu ve öyle sarsildilar ki, hatta rasul ile beraberindeki mü'minler: "Allah'in yardimi ne zaman?" diyorlardi. Dikkat edin, süphesiz Allah'in yardimi pek yakindir!
Sana, neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayirdan infak edeceginiz sey; ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalanadir. Hayir olarak ne yaparsaniz süphesiz Allah onu hakkiyla bilendir."
Size savas yazildi; halbuki o sizin hosunuza git-mez. Olabilir ki siz bir seyi hos görmezsiniz; oysa o si-zin için bir hayirdir. Yine olabilir ki siz bir seyi sever-siniz; oysa o sizin için bir serdir. Allah bilir, siz ise bil-mezsiniz.
Sana haram aydan, onda savasmayi soruyorlar. De ki: "Onda savasmak çok büyük bir istir. Fakat Allah yolundan alikoymak ve O’nu inkar etmek; Mescid-i Haram’dan alikoymak ve halkini oradan çikarmak, Allah katinda ondan daha büyük bir istir. Fitne ise öldürmekten daha büyüktür." Eger güçleri yetse –sizi dininizden döndürünceye kadar- sizinle savasmaktan vazgeçmezler. Sizden her kim dininden döner ve kafir olarak ölürse iste onlar dünyada da, ahirette de amelleri bosa gidenlerdir. Iste onlar ates halkidir ve onlar orada sürekli kalicidirlar.
Muhakkak iman eden, hicret eden ve Allah yolun-da cihad eden kimseler, iste onlar Allah’in rahmetini umarlar. Süphesiz ki Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: "Ikisinde de insanlar için hem büyük bir günah hem de menfaatler vardir. Fakat günahlari faydalarindan daha büyüktür." Ayrica sana, neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Ihtiyaçtan fazlasini." Allah sizin için ayet-leri iste böyle iyice açiklar; umulur ki düsünürsünüz...
Dünya ve ahiret hakkinda… Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onlar için islah etmek daha hayirli-dir. Eger onlarla birarada olursaniz artik onlar sizin kardeslerinizdir. Allah fesat yapani islah edenden ayirir. Eger Allah dileseydi elbette sizi zora sokardi. Süphesiz Allah Aziz’dir, Hakim’dir."
Müsrik kadinlari iman edinceye kadar nikahlama-yin. Mü’min bir cariye –hosunuza gitse bile- müsrik bir kadindan daha hayirlidir. Müsrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayin. Mü’min bir köle –hosu-nuza gitse bile- müsrik bir erkekten daha hayirlidir. Iste onlar atese çagirirlar; Allah ise kendi izniyle cennete ve magfirete çagirir ve insanlar için ayetlerini iyice açiklar; umulur ki düsünürler…
Sana hayizdan da sorarlar. De ki: "O bir ezadir; onun için hayiz halinde kadinlardan uzak durun ve temizleninceye kadar onlara yaklasmayin. Iyice temizlen-dikleri zaman, Allah’in size emrettigi yerden onlara va-rin. Dogrusu Allah çokça tevbe edenleri de sever, çok-ça temizlenenleri de sever."
Kadinlariniz sizin için bir tarladir. O halde tarlani-za dilediginiz gibi yaklasin. Kendiniz için takdim edin. Bir de Allah'tan sakinin ve bilin ki siz muhakkak O'na kavusucusunuz. Mü’minleri müjdele!
Allah’i yeminleriniz sebebiyle iyilik yapmaniza, sakinmaniza ve insanlarin arasini düzeltmenize engel kilmayin. Süphesiz ki Allah Semi’dir, Alîm’dir.
Allah sizi yeminlerinizdeki lagiv sebebiyle sorum-lu tutmaz; fakat kalplerinizin kazandigindan sorumlu tutar. Süphesiz Allah Gafur’dur, Halim’dir.
Kadinlarina yaklasmamaya yemin edenler için dört ay beklemek vardir. Eger dönerlerse süphesiz ki Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
Sayet bosanmaya karar verirlerse. Süphesiz Allah Semi'dir, Alîm'dir.
Bosanan kadinlar, kendilerini üç kur' bekletirler. Eger Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorlarsa, Allah'-in onlarin rahimlerinde yarattigini gizlemeleri, kendile-rine helal degildir. Eger barismak isterlerse bunda ko-calari onlari almaya daha çok hak sahibidir. (Erkeklerin) Onlar üzerinde oldugu gibi onlarin da (erkekler üzerinde) örfe uygun (haklari) vardir. Erkekler için on-lar üzerine bir derece daha vardir. Süphesiz ki Allah Aziz'dir, Hakim’dir.
Bosanma iki defadir; artik ya güzellikle tutmali ya da iyilikle salivermelidir. -Allah'in sinirlarini koruyama-maktan korkmalari müstesna- onlara verdiginiz bir seyi geri almaniz size helal degildir. Fakat Allah'in sinirlari-ni koruyamamaktan korkmalari müstesna kadinin bir seyleri fidye vermesinde her ikisine de bir günah yok-tur. Iste bunlar Allah’in sinirlaridir, onu asmayin. Her kim Allah’in sinirlarini asarsa iste onlar var ya, onlar zalimlerin ta kendileridir!
Eger onu bosarsa, artik baska bir kocayla nikah-lanmadikça kendisine helal olmaz. Eger onu bosarsa -Allah’in sinirlarini koruyacaklarina inanirlarsa- birbir-lerine dönmelerinde onlara bir günah yoktur. Iste bun-lar Allah'in -bilen bir topluluk için- iyice açikladigi si-nirlaridir.
Kadinlari bosadiginiz zaman iddetlerinin sonuna ulastiklarinda, onlari ya güzellikle tutun, ya da iyilikle birakin. Bir de haksizlikla ve zarar vermek için onlari tutmayin. Kim bunu yaparsa muhakkak ki kendine zul-metmis olur. Allah'in ayetlerini eglence edinmeyin! Al-lah’in üzerinizdeki nimetini ve size kendisiyle ögüt ver-mek üzere indirdigi kitap ile hikmeti düsünün. Allah’-tan sakinin ve bilin ki muhakkak Allah her seyi hak-kiyla bilendir.
Kadinlari bosadiginizda iddetlerinin sonuna ulas-tiklarinda -aralarinda örfe uygun olarak anlastiklari tak-dirde- artik onlari kocalariyla nikahlanmaktan alikoy-mayin! Iste bu içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere kendisiyle verilen bir ögüttür. Iste bu, sizin için daha faydali ve daha temizleyicidir. Süphesiz Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.
Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için, anneler çocuklarini tam iki yil emzirirler. Onlarin yiyeceklerini ve giyeceklerini örfe uygun bir sekilde saglamak, ço-cugun kendisi için dogruldugu üzerinedir. Hiç kimse gücünün yettiginden baskasiyla sorumlu tutulmaz. Ço-cugu sebebiyle anne ve çocugu sebebiyle kendisi için doguldugu zarara ugratilmasin. Mirasçiya düsen de bu-nun gibidir. Eger kendi rizalari ile ve birbirlerine dani-sarak kesmek isterlerse ikisine de bir günah yoktur. Ay-rica çocuklarinizi emzirtmek isterseniz –vereceginizi örfe uygun olarak teslim ettiginiz taktirde- artik üzerinize hiçbir günah yoktur. Allah'tan sakinin ve bilin ki süphesiz Allah yaptiklarinizi hakkiyla görendir.
Içinizden ölenlerin biraktigi hanimlar kendilerini dört ay on (gün) bekletirler. Iddetlerinin sonuna ulastik-larinda, onlarin kendileri hakkinda örfe uygun sekilde yaptiklari hususunda size hiçbir günah yoktur. Süphesiz Allah yaptiklarinizdan hakkiyla haberdardir.
Kadinlara nikahlamak istediginizi ima etmenizde veya gönüllerinizde saklamanizda size hiçbir günah yoktur. Allah, yakinda kesinlikle onlari anacaginizi bil-mektedir. Fakat mesru bir söz söylemeniz disinda, on-larla gizlice sözlesmeyin; iddetin sonuna ulasincaya ka-dar nikah akdine kalkismayin ve bilin ki süphesiz Allah içinizde olani bilir. Artik O'ndan sakinin ve yine bilin ki süphesiz Allah Gafur’dur, Halim’dir…
Kendileriyle temas etmediginiz ve kendilerine me-hir tesbit etmediginiz kadinlari bosarsaniz size bir gü-nah yoktur. Zengin olan kendi gücü nisbetinde; fakir olan da kendi gücü nisbetinde, onlari örfe uygun bir ge-çimlikle faydalandirsin. Bu, ihsan edenler üzerine bir haktir.
Eger onlara mehir tesbit ettiginiz halde kendile-rine temas etmeden onlari bosarsaniz -kendilerinin veya nikah akdi elinde olan kimsenin bagislamasi disinda- onlara tesbit ettiginizin yarisi onlarindir. Bagislamaniz ise takvaya daha yakindir ve aranizdaki fazli da unut-mayin. Süphesiz Allah yaptiklarinizi hakkiyla gören-dir…
Namazlari koruyun, orta namazini da. Gönülden itaat ederek Allah için kaimler olun!
Eger korkarsaniz, yaya olarak veya binek üzerinde, güvene kavustugunuz zaman size bilmediginiz seyleri ögrettigi gibi Allah'i anin!
Içinizden ölmek üzere olup da geriye esler bira-kanlar, esleri için (evlerinden) çikarilmadan bir yila ka-dar faydalanmalarini vasiyet etsinler. Eger çikarlarsa, kendileri hakkinda örfe uygun olarak yaptiklarindan dolayi size hiçbir günah yoktur. Süphesiz Allah Aziz'-dir, Hakim’dir.
Bosananlar için örfe uygun sekilde bir geçimlik vardir. Bu muttakiler üzerine bir haktir.
Allah ayetlerini sizin için iste böyle iyice açikliyor ki akledesiniz.
Binlerce kisi olduklari halde ölüm korkusuyla yurtlarindan çikanlari görmedin mi? Allah onlara: "Ölün!" dedi, sonra onlari diriltti. Süphesiz ki Allah insanlara karsi büyük lütuf sahibidir; fakat insanlarin çogu sükretmezler…
Allah yolunda savasin ve bilin ki, süphesiz Allah Semi'dir, Alîm'dir!
Allah’a -onu kendisi için kat kat artiracagi- güzel bir ödünç verecek olan kimdir? Allah daraltir da genisletir de. Siz yalniz O'na döndürüleceksiniz.
Musa’dan sonra Israilogullarinin ileri gelenlerini görmedin mi? Hani onlar nebilerine: "Bize bir melik tayin et de Allah yolunda savasalim!" demislerdi. "Ya savas size yazilir da savasmazsaniz?" demisti. Onlar: "Niçin Allah yolunda savasmayalim? Ayrica yurtlarimizdan ve çocuklarimizdan uzaklastirildik." demis-lerdi. Savas onlara yazildiginda ise -onlardan pek azi müstesna- yüz çevirdiler. Süphesiz Allah, zalimleri çok iyi bilendir.
Nebileri de onlara: "Süphesiz ki Allah size melik olarak Talut'u göndermistir." dedi. "Bizim üzerimize mülk nasil onun olur ki biz mülke ondan daha layigiz ve ona mal genisligi de verilmemistir." dediler. Dedi ki: "Muhakkak ki Allah onu sizin üzerinize seçti de onun ilimce ve vücutça gücünü artirdi." Allah mülkünü diledigi kimseye verir, süphesiz Allah Vasi'dir, Alîm’dir.
Ayrica nebileri onlara dedi ki: "Muhakkak ki onun mülkünün alameti size tabutun gelmesidir -ki onda Rabbinizden bir sekinet ve Musa ile Harun ailesinin bi-raktiklarindan kalintilar vardir. Onu melekler tasir. Eger mümin kimselerseniz, süphesiz ki bunda sizin için elbette bir ayet vardir."
Talut ordularla ayrildiginda dedi ki: "Süphesiz Al-lah sizi bir nehirle imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden degildir; kim de -eliyle bir avuç aldigi disinda- onu tatmazsa süphesiz o bendendir." -Içlerinden pek azi müstesna- ondan içtiler. Nihayet o ve beraberindeki iman edenler onu geçince dediler ki: "Bugün Calut ve ordularina karsi gücümüz yoktur." Allah'a kavusacak-larina kesin olarak inananlar ise: "Nice az olan topluluk Allah’in izniyle çok olan toplulugu yenmistir; çünkü Al-lah sabredenlerle beraberdir!.." dediler.
Calut ve ordusuyla karsilastiklarinda: "Rabbimiz, üzerimize sabir yagdir, ayaklarimiza sebat ver ve kafirler topluluguna karsi bize yardim et!" dediler.
Nihayet Allah'in izniyle onlari bozguna ugrattilar. Davud da Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hik-met verdi. Ayrica ona diledigi seyleri ögretti. Eger Al-lah'in, insanlarin bir kismini bir kismiyla savmasi olma-saydi yeryüzü fesada ugrardi. Fakat Allah alemlere kar-si lütuf sahibidir.
Iste bunlar Allah'in ayetleridir. Onlari sana hak ile okuyoruz. Muhakkak sen gönderilenlerdensin.
Iste o rasuller ki biz bir kismini bir kismina üstün kildik. Onlardan, Allah'in kendisiyle konustugu vardir. Bazisini da derecelerle yükseltmistir. Meryem oglu Isa'ya da apaçik deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs ile destekledik. Allah dileseydi onlardan sonrakiler kendi-lerine apaçik deliller geldikten sonra birbirlerini öldür-mezlerdi. Ancak ihtilafa düstüler; böylece onlardan ki-mi iman etti, kimi de küfre girdi. Allah dileseydi bir-birlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah diledigini yapar.
Ey iman edenler! Hiçbir alis verisin, hiçbir dost-lugun ve hiçbir sefaatin olmadigi gün gelmeden önce size rizik olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
Allah kendisinden baska ilah olmayandir. Hayy’-dir, Kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama tutar ne de bir uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Izni ol-maksizin O’nun katinda kim sefaat edebilir? Onlarin önlerinde ve arkalarinda olani bilir. O'nun ilminden di-lediginden baska hiçbir seyi kavrayamazlar. O’nun kür-sisi, gökleri ve yeri kusatmistir ve onlarin muhafazasi O'na agir gelmez. Süphesiz O, Aliyy’dir, Azim’dir.
Dinde zorlama yoktur. Süphesiz dogruluk sapik-liktan apaçik iyice ayrilmistir. Artik kim tagutu tekfir edip Allah'a iman ederse muhakkak kopmasi olmayan sapasaglam bir kulba yapismistir. Süphesiz Allah Se-mi'dir, Alîm’dir.
Iman edenlerin velisi Allah'tir; onlari karanliklar-dan nura çikarir. Kafirlerin velileri ise taguttur; onlari nurdan karanliklara çikarirlar. Iste onlar ates halkidir. Onlar orada sürekli kalicidirlar.
Allah’in kendisine mülk vermesi ile Rabbi hak-kinda Ibrahim’le tartisani görmedin mi? Ibrahim: "Rabbim dirilten ve öldürendir." dedigi zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm!?" demisti. Ibrahim: "Muhakkak Allah günesi dogudan getiriyor sen de onu batidan getirsene!" dedi de o kafir sasirip kaldi. Dogrusu Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
Ya da o kimse gibisini ki duvarlari, çatilari üstüne çökmüs bir kasabaya ugradi da: "Allah burayi ölümün-den sonra nasil diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yil ölü birakti. Sonra dirilterek: "Ne kadar kaldin?" buyurdu. O: "Bir gün veya günün bir kismi kadar." dedi. Buyurdu ki: "Hayir! Yüz sene kaldin; buna ragmen yiyecegine ve içecegine bak! Hiç bozulmamis. Bir de esegine bak! Seni insanlara ayet kilmamiz için. Kemiklere bak! Onlari nasil kaldiriyor, sonra da ona et giydiriyoruz!" Artik kendisine apaçik belli olunca: "Biliyorum ki, süphesiz Allah her seye kadirdir!" dedi.
Hani Ibrahim: "Rabbim, ölüleri nasil dirilttigini bana göster!" demisti. "Yoksa inanmadin mi?" buyurunca: "Hayir, fakat kalbimin mutmain olmasi için." demisti. "O halde dört kus tut, onlari kendine alistir; sonra her dagin üzerine onlardan bir parça koy. Ardindan onlari çagir; kosarak sana geleceklerdir. Bil ki süphesiz Allah Aziz’dir, Hakim’dir." buyurmustu.
Mallarini Allah yolunda infak edenlerin durumu her basakta yüz tohum olmak üzere yedi basak bitiren bir tohuma benzer. Böylece Allah diledigine kat kat artirir. Süphesiz Allah Vasi’dir, Alîm’dir.
Mallarini Allah yolunda infak edip sonra infak-larini minnet ve eziyet kilmayanlar... Onlar için Rableri katinda ecirler vardir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülecek degillerdir.
Güzel bir söz ve bagislama, ardindan eziyet gelen bir sadakadan daha hayirlidir. Süphesiz Allah Ganiyy'-dir, Halim'dir.
Ey iman edenler! Malini insanlara gösteris için in-fak eden ve Allah'a da ahiret gününe de iman etmeyen kimse gibi sadakalarinizi basa kakmak ve eziyet etmek suretiyle bosa çikarmayin. Onun durumu, üzerinde top-rak bulunan ve siddetli bir yagmurun ona isabet etme-siyle onu dümdüz biraktigi kaypak bir kayanin durumu gibidir. Kazandiklarindan hiçbir sey elde edemezler. Dogrusu Allah kafirler toplulugunu hidayete erdirmez.
Mallarini, Allah’in rizasini kazanmak ve kendile-rinde olani saglamlastirmak için infak edenlerin duru-mu, yüksek bir yerde bulunan ve bol yagmur düsünce meyvelerini iki kat veren bir bahçenin durumu gibidir. Ona bol yagmur olmasa da bir çisenti isabet eder. Süp-hesiz Allah yaptiklarinizi hakkiyla görendir.
Sizden biri istermi ki kendisinin, altindan nehirler akan hurmalar ve üzümlerden olusan, ayrica kendisi için orada bütün meyvelerin bulundugu bir bahçesi ol-sun da, zayif çocuklari oldugu halde kendisine ihtiyar-lik çökmüsken onlara atesli bir kasirga isabet etsin de  yaniversin? Allah size ayetlerini iste böyle iyice açikli-yor ki düsünesiniz.
Ey iman edenler! Kazandiklarinizin ve sizin için yerden çikardiklarimizin iyilerinden infak edin. Kötü-sünü kastetmeyin ki siz ondan infak edecek olsaniz da onu göz yummadan almazsiniz. Bilin ki, muhakkak Al-lah Ganiyy’dir, Hamid’dir.
Seytan size fakirligi vaad eder ve size çirkin sey-leri emreder. Allah ise kendisinden bir magfiret ve lütuf vaad ediyor. Süphesiz  Allah Vasi'dir, Alîm'dir.
Hikmeti diledigine verir. Hikmet verilen kimseye  de pek çok hayir verilmistir. Akil sahiplerinden baskasi düsünmez!
Nafaka olarak her ne infak ederseniz veya adak olarak her ne adarsaniz muhakkak ki Allah onu bilir. Dogrusu zalimlerin yardimcilari yoktur.
Sadakalari açiktan verirseniz bu ne güzeldir. On-lari gizleyerek fakirlere verirseniz bu sizin için daha ha-yirlidir. Böylece sizin günahlarinizdan bir kismini örter. Süphesiz ki Allah yaptiklarinizdan hakkiyla haberdar-dir!
Onlari hidayete erdirmek senin üzerinde degildir; fakat Allah diledigini hidayete erdirir. Hayirdan her ne infak ederseniz kendiniz içindir. Ayrica siz ancak Al-lah'in vechini istediginiz için infak edersiniz. Hayirdan her ne infak ederseniz size tamamen ödenir ve siz zul-me ugratilmazsiniz.
Allah yoluna baglanmis fakirler içindir ki, yeryü-zünde dolasmaya güç yetiremezler. Bilmeyenler onlari iffetlerinden dolayi zengin sanir. Onlari simalarindan tanirsin, israrla insanlardan istemezler. Hayirdan her ne infak ederseniz, muhakkak ki Allah onu hakkiyla bilir.
Onlar ki, mallarini gece, gündüz, gizli ve açik in-fak ederler. Onlar için Rableri katinda ecirler vardir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülecek degillerdir.
Riba yiyenler delilikten seytanin çarptigi kimsenin kalktigi gibi kalkarlar. Bu onlarin; "Alis veris de ancak riba gibidir." demelerinden dolayidir. Oysa Allah alis-verisi helal, ribayi ise haram kilmistir. Artik her kim kendisine Rabbinden bir ögüt gelir de vazgeçerse geç-misteki kendisinindir ve isi Allah'a aittir. Her kim de dönerse; iste onlar ates halkidir; orada sürekli kalici-dirlar.
Allah ribayi yok eder, sadakalari ise artirir. Allah çok nankör ve günahkar kimseyi sevmez.
Dogrusu iman edip salih amel isleyen, namazi dosdogru kilan ve zekati veren kimseler var ya, onlar için Rableri katinda ecirleri vardir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülecek degillerdir.
Ey iman edenler, Allah’tan sakinin! Mü'minler iseniz ribadan kalani birakin!
Sayet yapmazsaniz artik Allah ve Rasulü'nün size savas açmis oldugunu kesinlikle bilin! Tevbe ederseniz ana paraniz size aittir. Ne zulmediniz ne de zulme ugra-yiniz.
Eger sikintida ise kolayliga kadar mühlet vermeli-dir. Sadaka olarak birakmaniz ise bilirseniz sizin için daha hayirlidir.
O günden sakinin ki onda Allah’a döndürüleceksi-niz, sonra herkese kazandigi tamamen verilecek ve on-lar zulme ugratilmayacaklar.
Ey iman edenler! Belirlenmis bir süreye kadar olan bir borçla birbirinize borçlandiginiz zaman onu yazin. Bir yazici da aranizda adaletle yazsin. Hiçbir yazici Allah’in kendisine ögrettigi gibi yazmaktan çekinmesin; yazsin! Üzerinde hak olan kimse de onu yazdir-sin ve Rabbi olan Allah'tan sakinsin da ondan hiçbir seyi eksik birakmasin. Üzerinde hak olan kimse akli ermeyen veya zayif ya da bizzat yazdirmaya gücü yetmeyen biriyse, velisi adaletle yazdirsin. Erkekleriniz-den de iki sahit bulundurun. Iki erkek bulamazsaniz, razi oldugunuz sahidlerden, bir erkek ile -biri sasirirsa digerinin ona hatirlatmasi için- iki kadin olsun. Sahitler çagrildiklari zaman kaçinmasinlar. Küçük ya da büyük olsa da onu vadesine kadar yazmaya üsenmeyin. Çünkü bu, Allah katinda daha adaletli, sahitlik için daha saglam, süphe etmemenize daha yakindir. Ancak aranizda devrettiginiz pesin bir ticaret ise onu yazmamanizda si-zin için hiçbir günah yoktur. Alis-veris yaptiginiz za-man da sahit tutun. Yazici ve sahide zarar verilmesin. Sayet yaparsaniz süphesiz ki o sizin için bir fisktir, Al-lah’tan sakinin! Allah size ögretiyor. Süphesiz Allah her seyi hakkiyla bilendir.
Yolculukta olur da yazacak kimse bulamazsaniz alinmis rehinler vardir. Birbirinize güveniyorsaniz, gü-venilen kimse emanetini ödesin ve Rabbi olan Allah'tan sakinsin. Ayrica sahitligi gizlemeyin. Her kim onu giz-lerse muhakkak ki o kalbi günahkar olandir. Süphesiz Allah, yaptiklarinizi hakkiyla bilendir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. Nefisle-rinizdekini açiklasaniz da gizleseniz de Allah sizi onun-la hesaba çeker; ardindan diledigini bagislar, diledigini azaba ugratir. Süphesiz Allah her seye kadirdir.
Rasul, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de… Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarina ve rasullerine iman ettiler. "Rasullerinden hiçbirinin arasini ayirmayiz; isittik ve itaat ettik, bagislamani di-leriz, Rabbimiz dönüs yalniz sanadir." dediler.
Allah, hiç kimseye gücünün yettiginden baskasini yüklemez. Kazandigi kendine, isledigi de aleyhinedir. "Rabbimiz, unutur veya yanilirsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz bizden öncekilere yükledigin gibi bize de agir yük yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyecegi seyi bize tasitma! Bizden affet, bizi bagisla, bize merhamet et! Sen bizim mevlamizsin, kafirler topluluguna karsi bize yardim et!.."
